‘Tarihimize İz Bırakan Valide Sultanlar’ Programı Konuşması

09.03.2016

Değerli Hanımefendiler,

Kıymetli Katılımcılar;

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, bugün burada sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Bu özel günde, tarihimize iz bırakan valide sultanları hatırlamak, onların mirasını yeni nesillere tanıtmak çok önemli bir girişimdir. Bu tarihi sorumluluğu hissederek, böyle bir program düzenleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Sayın Bakan nezdinde, emek veren herkesi tebrik ediyorum.

Hepimiz biliyoruz ki tarih, geçmişle gelecek arasında köprü kurmamıza imkân tanır. Dün ne olduğumuz, gelecekte ne olabileceğimize dair bize fikirler verir. Altı asırlık imparatorluk tarihinde, kadınların bıraktığı izler de, biz kadınlar için, ilham kaynağıdır.

Osmanlı hanedanının kadın üyeleri ve harem, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Oryantalistler, bir takım hayali tasvirlerle, zihinlerde Osmanlı kadınlarına dair olumsuz algılar üretmiştir. Nitekim eserlerine baktığımızda çoğu kez, dünya zevklerine ve iktidar hırsına müptela kadınlarla karşılaşırız. Oysa harem, Osmanlı hanedan üyeleri için daha çok bir okuldur. Kadınların hayata hazırlandıkları, hayır faaliyetlerini örgütledikleri bir eğitim yuvasıdır. Bu yuvanın başında da, valide sultanlar yer alır.

Padişah annelerini bugün daha çok, bıraktıkları mimari eserlerle tanıyoruz. Kösem Sultan, Nurbanu Sultan, Bezmiâlem Valide Sultan’ın geride bıraktığı nice vakıf eserleri, şehirlerimizi süslemektedir.

Vakıf medeniyeti olarak nitelediğimiz Osmanlı’ya ait 30 bin vakıf belgesi içinde, kadınların kurduğu 2309 vakıf tespit edilmiştir. Eğitimden sağlığa, çeşitli alanlarda hizmet veren vakıflar, zenginler ve fakirler arasındaki gelir farkını azaltarak, toplumsal gelişmede önemli roller üstlenmiştir.

Değerli Kardeşlerim,

Tarih, hepimiz için bir aynadır. Osmanlı kadınlarının aynasında gördüğümüz bu güzel hasletler, bizlerin hayatında da pusula olmalıdır. Muhtaçlara yardım eli uzatan, yetim ve kimsesizlere sahip çıkan bu yüce ruhlar, bizim hayatımıza da yön vermelidir.

Kadınlar yeri gelmiş topluma şifa dağıtmış, yeri gelmiş, öğretmen olmuştur. Ve hatta yeri gelmiş, bânisi oldukları mimari eserlerle, şehirlerin inşasına katkı sunmuşlardır. Osmanlı bakiyesi coğrafyada kadınların yaptırdığı hanlara, hamamlara, kervansaraylara, medrese ve camilere rastlarız. Şefkat eli, üç kıtaya kılcal damarlar gibi yayılmış, kadınların ince ruhları şehirleri mamur etmiştir.

Valide sultanların öncü rol oynadığı hayır hizmetleri, tarihe öyle izler bırakmıştır ki, o zaman atılan tohumlar bugün meyvelerini vermektedir. Valide sultanlar, analarımıza örnek olmuş, böylece gönlü geniş, eli açık nesiller yetişmiştir. Çok şükür ki, Türkiye’nin şefkat eli, bugün dünyanın her yerine uzanıyor. Ülkemiz, bugün dünyanın en cömert ülkesi olarak anılıyorsa, bunda bu tarihi mirasın izleri vardır.

Tarihimizde kadınların bu kadar önemli vakıf hizmetlerinde bulunmaları, onların mülk edinebildiklerini ve bunu özgürce tasarruf edebildiklerini gösteriyor. Bu, kadın haklarının medeniyetimizde ne kadar köklü biçimde yerleşik olduğuna işarettir. Bu mirası sürdürerek, bugün de kadınlarımızın etkinliğini artırmak durumundayız. Toplumsal cinsiyet eşitliğini yaygınlaştırarak, adil bir toplum var etmeliyiz. Kadınlarımıza siyasetten akademiye, iş dünyasından sanata, her alanda geniş bir alan açmalıyız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle, cinsiyet adaleti konusunda karnemizi iyileştirecek adımlar atarak, kadın ve erkeğin birlikte mamur ettiği bir gelecek hedefleyelim.

Şeyh Edebali diyor ki; ‘Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...’ Valide Sultan Vakıf Kayıtları’nı tozlu raflardan indirerek, gündemimize taşıyan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mıza tekrar çok teşekkür ediyorum. Tarihin ışığında, bizi kadınlarımız konusunda yeniden düşünmeye sevk ettiniz. Umuyorum ki bu girişim, kadınlarımızın her alanda etkin olduğu bir ülke inşa etmeye vesile olur.

Sözlerime son verirken, dünyanın dört bir köşesindeki mağdur ve mazlum kadınlar başta olmak üzere, hepinizin Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sizleri muhabbetle selamlıyorum.