Borsa İstanbul Gong Töreni Konuşması

08.03.2016

İş ve Ekonomi Dünyasının Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler;

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Borsa İstanbul’da bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Davetiniz için teşekkür ederim.

Sözlerime, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum. Kadınların güçlenmesini hedefleyen bu anlamlı etkinliğin, ekonominin can damarı olan Borsa İstanbul’da gündeme alınması, ülkemiz için memnuniyet vericidir. İş dünyamızın liderlerinin, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları geliştirmesi, geleceğimiz için bir umuttur.

‘Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nde yer alan yedi ilkeye imza koyan liderleri tüm kalbimle tebrik ediyorum. Şirketlerin yönetim kurullarında, kadınlara daha çok yer verilmesi, tüm kadın ve erkeklere işte adil davranılması gibi ilkeler, daha iyi bir dünyanın müjdecisidir.

Ülkemizde, kadının güçlendirilmesi adına son 10 yılda, ‘yetmez ama...’ diyeceğimiz pek çok önemli gelişme oldu. 2004 ve 2010 yıllarında Anayasa’nın 10. maddesinde yapılan değişiklikle, kadın-erkek eşitliğini gözeten birçok düzenleme yapıldı.

2009 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ‘Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulması, bu konudaki siyasi kararlılığın göstergesidir. Bu tür düzenlemeler, kadınların güçlenmesi noktasında önemli sonuçlar vermiştir.

2002 seçimlerinde parlamentodaki kadın temsil oranı % 4,4 iken, 7 Haziran 2015 seçimlerinde bu oran, % 17,82’ye çıkmıştır. Şu anki parlamentomuzu oluşturan 1 Kasım seçimlerinde ise, 81 kadın vekil sayısı ile, % 14,73 oranında bir temsil gücüne sahip olduk. Siyasetteki kadın varlığının son 13 yılda %10’luk artış göstermesi, önemli bir ilerlemedir.

Türkiye’de, akademide kadın oranı ise, dünya ortalamasının üzerindedir. 2015 verilerine göre, üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı yaklaşık % 43’tür. Fakat isteriz ki kadınlarımız, cam tavan engelini aşarak üniversitelerin yönetim kademelerinde etkin şekilde var olabilsinler. Keza, kamu kurum ve kuruluşlarımızdaki % 36 oranında kadın personelin, üst düzey karar verici konumuna yükselmesi, kadın duyarlılığının yaygınlaşması adına beklentimizdir.

İş dünyasında kadın varlığına bakacak olursak, kadın istihdam oranının son 10 yılda % 20.8’den, % 27.5’e yükseldiğini görürüz. Kadınların işgücüne katılma oranı ise, 8.3 puanlık bir artış göstermiştir. Kadınlarımızın ekonomiye katkısını teşvik amacıyla, evde imal ettikleri ürünleri, işyeri açmaksızın satışa sunmaları halinde vergiden muaf tutulmaları, kadınlar için önemli bir motivasyondur.

Aynı şekilde kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık yapılarak, KOBİ kredileri için % 75 olan kefalet oranı, kadınlar için % 85 olarak planlanmıştır. Tüm bunlar, kadınlarımızın iş piyasasında etkinliğini artıracak düzenlemelerdir.

Ekonomi Dünyasının Değerli Temsilcileri;

Dünya nüfusunun % 49’unu kadınlar oluşturuyor. Kadın ve erkek, bir bütünün parçalarıdır. Dünyada yaygın pratiğin aksine, birbirini tamamlaması ve birbirine destek vermesi beklenir. Cinsiyet adaletinin var olduğu bir dünya, kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan özelliklerinin yansıdığı daha dengeli bir hayat vaat etmektedir.

Bu vesileyle, kadın-erkek eşitliğinin, cinsiyet adaleti gibi bir değer kriteri ile ele alınmasının önemi üzerinde durmak isterim. Zira kadınların özel sorumlulukları hesaba katılmadan sağlanan eşitlik, bazı eşitsizlikler doğurabilir. Sözgelimi, kadınların çocuk sahibi olması ve çocuğun yetiştirilmesinde toplumun benimsediği bazı geleneksel roller, bir takım ayrıcalıklar gerektirir.

Nitekim hükümetin son yıllarda yaptığı düzenlemeler bu anlamda önemlidir. Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürenin, memuriyet kıdeminde değerlendirilmesi, bunlardan birisidir. Doğuma bağlı yarı zamanlı çalışma imkânı ve babalık izin süresinin artırılması da, kadınlarımızın hayatını kolaylaştıracak düzenlemelerdir. Elbette tüm bu uygulamalar, erkeklerin vereceği destek ve yüksek bir farkındalık ile gerçek amacına ulaşabilir. Bu noktada, iş dünyasının liderlerini, kadın gücünü artırma konusunda daha proaktif yaklaşımlara davet ediyorum.

Değerli Katılımcılar;

Türkiye, 1934’te, dünyada kadınların seçme ve seçilme hakkı kazandığı ilk ülkelerdendir. Bu, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımlarından birisidir. Bir ülkenin tarihinde kazanımlar olduğu gibi, elbette bir takım uygulama sorunları da vardır. Nitekim, seçilme hakkının tüm kadınları kapsamaması, bir ayrımcılık sorunu doğurmuştur. Mesela, başörtülü kadınlar seçilme hakkına ancak 80 yıl sonra sahip olabilmiştir. Öte yandan Türkiye’de bazı etnik ayrımlar konusunda birikmiş sorunlarımız olmuştur. Keza, 60 darbesi, 80 darbesi Türkiye tarihinin enkazlarıdır. Geçtiğimiz hafta, tarihimizin bu tür enkazlarına atıf yapan bir ifadem, çarpıtılarak bambaşka noktalara çekildi. Oysa kazanımlarıyla ve birikmiş sorunlarıyla geçmiş, hepimizin ortak geçmişidir.

Cumhuriyet, milletimizin ortak eseridir, yaşadığımız coğrafyanın umut kaynağıdır, hepimiz için bir değerdir. Tarihin kazanımlarını koruyup artırmak, sorunları bertaraf etmek için şimdi milletçe bir mücadele içindeyiz. Nitekim, bu mücadele meyvelerini veriyor. Kadın lehine önemli ilerlemeler kaydettik. İnşallah, milletçe el ele vererek bunları artıracağız.

Geçtiğimiz Kasım ayında, G-20 Liderler Zirvesi kapsamında, kurulmasına Türkiye’nin öncülük ettiği Kadın-20 girişim grubu, küresel bir hedef ortaya koydu. 2025’e kadar, kadın ve erkeğin iş gücüne katılım farkını % 25 indirme hedefi belirledi. Şayet bu uygulanabilirse, dünyanın geleceği adına umutlarımızı artırabiliriz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin de, söz konusu hedefi güçlendireceğine inanıyorum.

Borsa İstanbul yönetimine ve bu projeye imza koyan liderlere tekrar teşekkür ediyorum. 27 ülkeden 33 borsanın ev sahipliği yaptığı bu küresel girişimin, tüm dünya kadınlarına hayırlar getirmesini diliyorum. Cinsiyet adaletinin tecelli ettiği bir dünya inşa etmek umuduyla, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.