‘Ensar Gönüllüleri’ İstişare Toplantısı Konuşması

26.02.2016

Değerli Kardeşlerim,

Kıymetli Gençler;

Sizleri içten muhabbetle selamlıyor, böyle güzel bir vesileyle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Ensar Vakfı gibi köklü bir kuruluşun çatısı altında, ‘Ensar Gönüllüleri’ adını taşıyan bu yeni oluşumun, hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu heyecana gençlerin öncülük etmesinden çok memnun olduğumu özellikle ifade etmek isterim. Bu, 30 yıllık emeklerin boşa gitmediğini, bu topraklara sağlam tohumlar ektiğimizi gösteriyor. Ama asıl memnuniyetim, gençlerin yeni bir yola çıkarken, bu işin emektarlarını da bu oluşumun bir parçası kılmalarıdır. Büyüklerin tecrübelerine başvurmalarıdır. İki, hatta üç kuşağın mensuplarını burada görüyorum. Gençlerin dinamizmiyle, büyüklerin tecrübesinin harmanlanması, hiç şüphesiz ki, geleceğimizin teminatı olacaktır.

Bu vesileyle, Ensar Vakfı’nın kuruluşundan bu yana, bu hizmete emeği geçen herkesi hayırla yad etmek istiyorum. Merhum Ahmet Şişman Beyefendi başta olmak üzere, hayatını Ensar hizmetine adayan ve bu yolda Rahman’a kavuşan tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyorum. Bu hizmeti daha ileri bir noktaya taşıyarak, onların hasenatlarını güçlendirecek genç kardeşlerime, çıktıkları yolda başarılar diliyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Bugünlere kolay gelmedik. Millet olarak nice badireler atlattık. İki gün sonra yıldönümünü yaşayacağımız 28 Şubat, hepimizin hayatına acı biçimde dokundu. Ruhlarımızda derin izler bıraktı. Çoğu genç kızımızın üniversite eğitimi yarım kaldı, pek çoğu mesleğini terk etti. Fakat her kış bir bahara gebedir. Şimdi 28 Şubat’ın yaraları sarılıyor. Eğitim hayatını tamamlayamayan nice kardeşimiz, evlatlarıyla birlikte üniversitelere giderek kayıplarını telafi etmeye çalışıyor.

Bin yıl sürecek denen 28 Şubat, bugün acı bir hatıra olarak tarihe gömülmüşse, bunda güçlü siyasi irade kadar vakıf ve derneklerimizin de payı büyüktür. Sivil toplum kuruluşlarımızın dayanışmasından güç alarak bugünlere geldik. İnanıyorum ki, bundan sonra da yine hep birlikte yol alacağız.

Kıymetli hanımefendiler,

Sevgili gençler,

Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı. Nitekim, bugün bu sorunlarla yüzleşiyoruz. Bin bir rengin iç içe geçtiği bir ebru gibi, bu topraklar üzerinde birlikte, kardeşçe yaşama ufkumuz, ne yazık ki terörün gölgesinde kalıyor. Şehitler veriyoruz. Bu vesileyle, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, yavrularına, eşlerine sabırlar niyaz ediyorum. Allah memleketimizi huzur ve selamet günlerine yeniden kavuştursun.

İnanıyorum ki, kavlî dualarımızı fiilî dualarla da desteklersek, huzura ve sükûna daha çabuk ereceğiz. Bulunduğumuz coğrafyanın hakkını vermek, tarihimizden aldığımız güçle bu milli mücadeleyi sabırla sürdürmek durumundayız.

Bu süreç zarfında, Ensar Vakfı gibi, milletimizin manevî dinamiklerini hep diri tutan, gençlerimizi değerler eğitimi konusunda güçlendiren gayretlerin artmasına ihtiyacımız var. Gençlik yıllarımda da içinde olduğum sivil toplum çalışmalarını hatırlıyorum. O günlerde, azmimiz ve gayretimiz dışında elimizde hiçbir imkân yoktu. Sesimizi duyurmak için toplantılar yapmak istediğimizde, salon bulmakta dahi zorlanıyorduk. Bugün elde ettiğimiz bu sosyal imkânlar, bir şükür sebebidir. Şükrü de ancak, daha çok çalışarak ifa edebiliriz. Türkiye’nin son 13 yılda elde ettiği kazanımları sağlamlaştırmak için, Ensar gençliğini artık yepyeni meseleler ve sorumluluklar bekliyor.

Her şeyden önce, yeni neslin sağlam değerlerle yetişmesine azami gayret göstermeliyiz. Hazreti Ali’nin dediği gibi, ‘onları kendi zamanımıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirmek’ durumundayız. Bunu yaparken de, zamanın icapları ile geleneksel değerleri çok iyi sentezlemeli, gençlerimizi sağlam bir irade ve dava şuuru ile donatmalıyız. Artık eskisi gibi, iradesi elinden alınmış bir ülkede yaşamıyoruz. Özgün ve özgür bir dünya tasavvuru olan bu ülkenin, dirayetli, imanlı ve aydın gençlere ihtiyacı var. Ensar Gönüllüleri’nin, vakıf bünyesindeki Değerler Eğitim Merkezi’nin teorik birikimini çok iyi değerlendireceğine inanıyorum. Umuyorum ki, bu birikim somut projelere dönüşerek, bu sahada hissedilir bir fark meydana getirir.

Değerli Kardeşlerim,

Bu ülkenin statükolarına karşı bir savaşa girdik ve millet olarak kazandık. Şimdi bu etkin mücadeleyi, küresel güçlerin topraklarımız üzerindeki niyetlerine karşı sürdürmek durumundayız. Ben bu ülkede Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez meselesi olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede şer güçler sorunu var. Bunu da düştüğümüz yerden kalkarak, halklar olarak yeniden birbirimize tutunarak çözeceğiz.

Biliyorsunuz, Türkiye 2.7 milyondan fazla Suriyeli ve Iraklı’ya ev sahipliği yapıyor. Devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımızın da desteği ile bu ağır yüke 5 yıldır omuz veriyor. Öyle ki, ülkemize sığınan mülteci kardeşlerimiz, artık hayatımızın bir parçası oldu. Komşumuz, çocuğumuzun arkadaşı haline geldi. Ülkemizde 620 bin eğitim çağında Suriyeli çocuk var. Bir nesil bu topraklarda yetişecek. Barış zamanında yapamadığımız kaynaşma, savaşın tüm çetin şartlarına rağmen bu dönemde yapılabilir. Ensar Vakfı’nın da, ismiyle müsemma olarak, Ensar ruhuyla onlara kucak açıyor olmasından büyük memnuniyet duydum. İnsana yaptığımız yatırım, hiç boşa gitmeyecek, en karlı yatırımdır. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan insanlık adına, kardeşlik ülkesine ektiğimiz her tohum, gelecekte bu coğrafyayı zenginleştirecek taze filizler olacaktır.

Dünyada çok fazla acı var. Ama önemli olan, onları duyacak bir kulağa sahip olmak. Çok şükür ki, Türkiye bu konuda dünyanın en duyarlı ülkelerinden. Mazlum ve mağdurlara kapımızı açmakla kalmıyor, 160’dan fazla ülkeye götürdüğümüz insani yardımla, ‘dünyanın en cömert ülkesi’ sıfatını taşıyoruz. Gayri safi milli hasılası bizden çok daha fazla olan nice ülke, bizim gerimizde kalıyor. Bu hepimiz için büyük bir gurur vesilesidir. Bu vesileyle sivil toplum kuruluşlarımızı, milletimizi, insani yardımlar konusundaki duyarlılıkları için tebrik ediyorum. Coğrafyamız bu kadar çok sorunla mücadele ederken, Türkiye güçlü iradesiyle hala dimdik ayaktaysa, bunu, insanî duruşun getirdiği berekete, masum ve mazlumların dualarına borçluyuz.

Kıymetli hanımefendiler,

Şiddet dolu bir dünyada ruhlarımıza nefes aldıracak tek şey, sanattır. Ensar Gönüllüleri’nin sanat alanında da hedefleri olduğunu memnuniyetle öğrendim. Sanat, ruhlarımız için en güzel terbiye aracıdır. Zulme, adaletsizliğe ve bayağılıklara karşı ruhumuzu dayanıklı kılar. Hislerimizin ve davranışlarımızın yücelmesini sağlar. Düşünebilen, toplumu anlayabilen bir nesil ancak sanat eğitimi ile mümkündür. Bu nedenle, çok isabetli bir kararla sanata olan desteği artırmalı, çocuklarımızı musikiden, görsel sanatlara, edebiyattan klasik sanatlara yatkın biçimde yetiştirmeliyiz. Her birinin, kabiliyeti olan bir alanda kendini geliştirmesine fırsatlar sunmalıyız.

Dün, Türkiye bu kadar güçlü değilken, samimiyetle çıktığımız yolda yeni bir ülke inşa ettik. Bugün, ülkemiz bu kadar ilerlemişken daha iyisini yapabiliriz. Yeter ki, azmimizi, birlik ve beraberlik şuurumuzu kaybetmeyelim, niyetlerimizi sahih tutalım.

Sözlerime son verirken, sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti tekrarlamak istiyorum. Ensar Gönüllüleri olarak çıktığınız bu yolda hepinize başarılar diliyorum. Nice güzel hizmetler duasıyla, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.