“Bizim Yeni Türkiye Özlemimiz, Gazi Mustafa Kemal’in Kastettiği Gibi, 23 Nisan 1920 Türkiye’sinin Ruhudur”

10.11.2014
“Bizim Yeni Türkiye Özlemimiz, Gazi Mustafa Kemal’in Kastettiği Gibi, 23 Nisan 1920 Türkiye’sinin Ruhudur”

 

Atatürk’ün ebediyete intikalinin 76. yıl dönümü münasebetiyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen anma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atatürk’ün 23 Nisan 1920’deki ideal ve fikirleri, şahsiyeti, bir Osmanlı Zabiti olarak asil duruşu ve millî irade vurgusu hep geri plana atıldı. İşte bu yüzden onun hayatı şablonlardan kurtarılarak, bütün yalınlığıyla öğrenilmeli ve öğretilmelidir. Gazi’nin şahs-ı manevisi, ancak o zaman gerçek boyutuyla ortaya çıkacaktır” dedi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 76. yıl dönümü münasebetiyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen anma törenine katıldı.

Ankara Ticaret Odası Congresium’da gerçekleştirilen törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, “Vefatının 76’ncı sene-i devriyesinde, Cumhuriyetimizin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bugün bir kez daha hürmetle yâd ediyor; kendisini derin bir hürmetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal ile birlikte, bugün, ahirete irtihal etmiş tüm gazilerimize ve aziz şehitlerimize de bir kez daha milletçe minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Rabbim, tüm şehit ve gazilerimizden razı olsun, mekânları inşallah cennet olsun” diyerek başladı.

“DEMOKRASİMİZİ TAHRİP EDEN GİRİŞİMLER, ATATÜRK’ÜN AZİZ HATIRASI İSTİSMAR EDİLEREK MEŞRULAŞTIRILDI”

Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gün boyunca hatırlanarak; eserleri, fikirleri, inkılapları ve zaferlerinin bir kez daha ele alınacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “10 Kasım 1938’de, vefatının hemen ardından, Gazi Mustafa Kemal, herkesin farklı yorumladığı; maalesef, herkesin kendi çıkarına, kendi ideolojisine, kendi dünya görüşüne göre şekillendirdiği bir tarihi figüre dönüştürülmek istendi. Üzülerek ifade etmeliyim ki, yakın tarihimizde, millî birliğimizi, dayanışmamızı, hatta demokrasimizi tahrip eden nice girişim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası istismar edilmek suretiyle meşrulaştırılmak istendi. Bir tek Atatürk varken, tarih içinde, çok sayıda Atatürk’ün üretildiğini, çok sayıda Atatürkçülük yorumu ile Gazi Mustafa Kemal’in şahs-ı manevisinin yıpratıldığını büyük bir teessürle izledik.”

“GAZİ MUSTAFA KEMAL DE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DE KÖKSÜZ DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bütün gençlerinin, çocuklarının, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,  tüm yalınlığıyla, sadece ve sadece bir insan, bir lider olarak anlayabilmesi, okuyabilmesi, öğrenebilmesinin, en büyük arzularından biri olduğunu ifade ederek, “1938’de, vefatının ardından üretilen bir Atatürk değil; 1881’de doğan, ailesiyle, eğitimiyle, askeri ve siyasi hayatıyla, yaşam tarzı ve fikirleriyle konuşulan, öğrenilen ve öğretilen bir Atatürk, inanıyorum ki, en başta onun aziz hatırasına gösterilebilecek en güzel hürmet olacaktır. 1938 öncesine ve sonrasına ait, en az 2 Atatürk figürü inşa etmek, Gazi Mustafa Kemal’in gerçek manada anlaşılmasının önündeki en büyük, en bariz engel olmuş; manevi şahsına karşı da açık bir hürmetsizlik teşkil etmiştir. Herkese göre, herkesin kendi şahsi arzu ve beklentilerine göre bir Atatürk yoktur. Her isteyenin, hayatının bir cüz’ünü cımbızlayarak kendisine meşruiyet kaynağı olarak öne sürdüğü, yani istismar ettiği bir Atatürk de olamaz. Bazıları için, Türkiye tarihi, aynı şekilde Gazi Mustafa Kemal’in hayat hikâyesi, 29 Ekim 1923’te başlatılır; onun öncesi adeta hiç yaşanmamış gibi yok sayılır. Oysa Ne Gazi Mustafa Kemal, ne de Türkiye Cumhuriyeti köksüz değildir” dedi.

“29 EKİM 1923, 1071 MALAZGİRT ZAFERİ’NİN, OSMANLI CİHAN DEVLETİ’NİN VE 1453’ÜN BİR DEVAMIDIR”

Cumhuriyetin, bir anda, ani bir kararla, tek kişinin aldığı kararla kurulmadığını, uzunca bir sürecin ve istişarelerin neticesi olarak ortaya çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim 1923’ün, 1071 Malazgirt Zaferi’nin; 1299’da kurulan, Osmanlı Cihan Devleti’nin bir uzantısı ve1453’ün bir devamı olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Çanakkale zaferimiz, Kut-ül Amare zaferimiz, onlarca cephede milletçe verdiğimiz mücadelemiz, Cumhuriyetin kuruluşunun adeta girizgahıdır. En nihayet, 23 Nisan 1920 ve Kurtuluş Savaşımız, Cumhuriyetimize giden yolu açan önemli başarılardır. Daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce, mevcut idarenin zaten Cumhuriyet olduğu, 29 Ekim’de bunun sadece adının konulacağı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir. Yine özellikle üzerinde durulması gereken bir konu da, Cumhuriyetimizin, çok güçlü bir şekilde ve çok yoğun bir vurgu ile millî iradenin egemenliği üzerine inşa edilmiş olmasıdır. 1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından itibaren, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere dönemin hemen tüm idarecileri, millî iradeye sürekli vurgu yapmışlardır. 1923 sonrasında da millî irade, Gazi Mustafa Kemal’in her zaman gündeminde olmuştur ve her fırsatta hâkimiyet-i milliyenin ehemmiyetini vurgulamıştır. 1924 yılında, Gazi Mustafa Kemal’e, nereden ilham ve kuvvet aldığı sorulduğunda, ‘İlham ve kuvvet kaynağı, milletin ta kendisidir’ demiştir.”

DEVLETİN TEMEL DAYANAĞI MİLLÎ EGEMENLİK

Gazi Mustafa Kemal’in 1923 yılında, İzmir’de halka hitap ederken, “Bu devletin dayandığı esaslar, tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız millî egemenlikten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın tarihimizde, millî egemenliğin baskı altında tutulması, zaman zaman millî egemenliğe karşı müdahalenin yapılması, tüm bunların da Atatürk’ün adının istismarıyla meşrulaştırılmaya çalışılması, açıkçası Gazi adına, onun hatırası adına tam bir talihsizliktir. Aynı şekilde, statükonun, Gazi’nin adı anılarak ya da istismar edilerek muhafaza edilmek istenmesi de, Mustafa Kemal’in hatırasına saygısızlıktır” dedi.

“ATATÜRK’ÜN 23 NİSAN 1920’DEKİ İDEAL VE FİKİRLERİ GERİ PLANA ATILDI”

İzmit’te 1923’te, yaptığı bir basın toplantısında, Gazi Mustafa Kemal’in, “İdare-i maslahatçılar, esaslı inkılap yapamaz” şeklindeki tarihî sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sözü söylemiş, bu sözün de arkasında durmuş bir şahsı, idare-i maslahatın, statükonun, değişime direncin istismar vasıtası yapmak, tarihe ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e açık bir haksızlıktır. Bizim neslimize, bizden öncekiler ve sonrakilere, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, belli şablonlardan, belli süzgeçlerden geçirilmiş olarak ne yazık ki öğretildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 23 Nisan 1920’deki ideal ve fikirleri, şahsiyeti, bir Osmanlı Zabiti olarak asil duruşu, özellikle de, hayatı boyunca, Cumhurbaşkanlığı dönemi boyunca sıkça ifade ettiği millî irade vurgusu, üzülerek söylemeliyim ki, hep geri plana atıldı. İşte onun için, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şablonlardan kurtarılarak, bütün yalınlığıyla öğrenilmeli, öğretilmeli ve o şekilde anlaşılmaya çalışılmalıdır. Gazi’nin şahs-ı manevisi, ancak o zaman gerçek boyutuyla ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

“YENİ TÜRKİYE VURGUSU İLK KEZ NUTUK’TA YER ALIYOR”

Yeni Türkiye vurgusunun, ilk kez, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Nutuk adlı eserinde defalarca zikredilmiş olmasını ilginç bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Gazi Mustafa Kemal, tam da bizim atfettiğimiz gibi, Yeni Türkiye ile 23 Nisan 1920’de temelleri atılan Türkiye’yi kastetmiştir. 27 Mayıs müdahalesinin ardından da Yeni Türkiye kavramı kullanılmıştır. 27 Mayıs’ın Yeni Türkiye’si, köklerinden, demokrasiden, millî iradeden kopan, Atatürkçülük adı altında Atatürk’ün hatırasını çiğneyen, Atatürk’ün, Yeni Türkiye kavramına hürmetsizlik eden bir Türkiye özlemidir. Bizim Yeni Türkiye özlemimiz ise, tıpkı Gazi Mustafa Kemal’in kastettiği gibi, 23 Nisan 1920 Türkiye’si, o öz, o ruh, o heyecandır.”

“YENİ TÜRKİYE’DE ATATÜRK, BİR İSTİSMAR ARACI OLMAKTAN ÇIKARILACAK”

Yeni Türkiye’nin, Gazi Mustafa Kemal’in de, bir istismar aracı olmaktan çıkarılıp asker, Başkomutan, Meclis Başkanı, Cumhuriyetin Banisi, Cumhurbaşkanı, en önemlisi de millî irade aşığı bir şahsiyet, bir insan olarak öğrenileceği, öğretileceği ve anlaşılacağı bir Türkiye olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle tamamladı: “Gazi Mustafa Kemal’i, statükonun, idare-i maslahatın, tektipçiliğin ve millî iradeye husumetin sembolü gibi kullananlar, Yeni Türkiye’de, ilk kez Gazi’nin kullandığı Yeni Türkiye kavramı içinde yanıldıklarını anlayacaklardır. Bu düşüncelerle, bir kez daha, vefatının 76’ncı yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal’i hürmetle yâd ediyorum. Bir kez daha, tüm şehit ve gazilerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

Tüm Haberler