“Batı Kendi Değerleri ile Çelişki İçinde”

08.08.2016
“Batı Kendi Değerleri ile Çelişki İçinde”

Fransız Le Monde gazetesine bir mülakat veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda 3 milyon sığınmacıyı ağırlıyoruz. Ancak AB'nin tek endişesi sığınmacıların topraklarına ulaşması. Türk vatandaşlarına vize karşılığında sığınmacıların geri kabulünü bize teklif ettiler. Geri kabul ve vize muafiyetinin 1 Haziran itibarıyla yürürlüğe girmesi gerekiyordu. Şu anda ağustos ayındayız ancak hala vize muafiyeti yok” dedi.

Gazetenin 15 Temmuz’da Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yapılanan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi ile ilgili sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimi ve sonrasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Batı dünyasının, kendi savunduğu değerlerle çelişki içinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı'nın demokratik değerlere sahip çıkan Türkiye ile dayanışma içinde olması gerektiğini vurgulayarak, “Maalesef Türkleri yalnız bırakmayı tercih etti. Batılılar tutuklanan ve açığa alınan insanların sayısından şüphe etmemelidir. Bir hukuk devleti istediği memuru işe almak ve istediğini de işten çıkarma hakkına sahiptir. Türkiye böyle bir soruyu Batılı müttefiklerine asla sormadı" diye konuştu.

“KİMİ AÇIĞA ALACAĞIMIZ BİZE KALMIŞ BİR ŞEY”

FETÖ mensubu devlet memurları ile ilgili yürütülen işlemlere ilişkin, alınan kararların Türkiye'nin kendi kararı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimi yerinde tutacağımız, kimi açığa alacağımız bize kalmış bir şey. Herkes yerini bilmek zorunda. Biz bir darbe girişimine ve teröristlere karşı bir mücadele yürütüyoruz. Batı dünyası neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamak zorunda" değerlendirmesinde bulundu.

Darbe girişimi sırasında, Batılı liderlerin bir kısmıyla telefon görüşmeleri yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yeterli değildi. Sıradan bir terörist saldırıyla karşı karşıya değildik. 240 şehit ve 2 bin 200 yaralımız var. Tüm dünya Charlie Hebdo saldırısına tepki gösterdi. Başbakanımız Paris'teki yürüyüşe katıldı. Batılı liderlerin Türkiye'de olanlara aynı şekilde tepki göstermelerini ve bazı klişe kınama mesajlarıyla yetinmemelerini arzu ederdim. Türkiye'ye gelmelerini isterdim" ifadelerini kullandı.

“BATILI YÖNETİCİLER EMPATİ YAPMAK YERİNE TERS BİR REAKSİYON GÖSTERDİ”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le darbe girişimi sonrası yaptığı görüşmeyi de aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, taziye için aradığında Putin’in; açığa alınan asker ve memurların sayısıyla ilgili bir eleştiri getirmediğini kaydederek, “Ancak bütün Avrupalılar bana neden bu kadar asker hapiste ve neden bu kadar memur görevden alındı diye sordu. Bir yargıda bulunmak için sahada yaşadığımız olayları görmek gerekiyor. Meclis ve MİT bombalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi savaş uçakları tarafından hedef alındı ve orada 6 kişi şehit oldu. Batılı yöneticiler empati yapmak yerine ters bir reaksiyon gösterdiler. Bu bizi üzdü, bu kabul edilemez" dedi.

Sorulan soru üzerine Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB'nin sorumluluğuna vurgu yaparak, "AB üyelerinin Türkiye ile ilişkileri düzeltmesi gerekir. 53 yıldır Avrupa'nın kapısındayız. AB tek sorumlu ve suçludur. Türkiye dışında hiç bir ülkeye böyle davranılmadı. İlk katıldığım AB zirvesi sırasında sadece 15 üye ülke vardı. AB'nin Türkiye'nin üyeliği için bir türlü bitmeyen müzakerelerde fasılların açılması konusunda taraflı bir yaklaşımı var" şeklinde konuştu.

“AB TÜRKİYE'YE SAMİMİ DAVRANMIYOR”

AB'nin Türkiye'ye samimi davranmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Şu anda 3 milyon sığınmacıyı ağırlıyoruz. Ancak AB'nin tek endişesi onların topraklarına ulaşması. Türk vatandaşlarına vize karşılığında sığınmacıların geri kabulünü bize teklif ettiler. Geri kabul ve vize muafiyetinin 1 Haziran itibarıyla yürürlüğe girmesi gerekiyordu. Şu anda ağustos ayındayız ancak hala vize muafiyeti yok. Eğer taleplerimiz karşılanmazsa, geri kabuller mümkün olmayacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleriyle ilişkileri ile ilgili bir soruya cevabında, FETÖ lideri Fetullah Gülen’in 1999'dan bu yana ABD'de oturduğuna dikkat çekti ve ABD Başkanı Obama'dan Gülen'in iadesini talep ettiğinden, kendisinden belge ve kanıtlar istendiğini açıkladı. Kendisine, ABD'nin teröristlerin iadesi yönündeki talepleri karşısında Türkiye’nin hiçbir talepte bulunmadan onları iade ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Stratejik işbirliğimiz gereğince, ABD bu kişiyi iade etmelidir çünkü Türkiye onlarca teröristi ABD'ye iade etmiştir. ABD'ye 85 kutu doküman gönderdik. Artık Gülen'in Türkiye'ye en kısa zamanda iade edileceğini ve Türkiye'deki Amerikan karşıtlığının sona ereceğini umuyorum" sözlerine yer verdi.

“AMERİKALI YETKİLİLERİN DAHA SERT İFADELERLE TEPKİ GÖSTERMESİNİ BEKLERDİM”

24 Ağustos'ta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, Türkiye'ye yapacağı ziyaretin zamanında gerçekleşmediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geç, çok geç. Bu bizi üzüyor. Stratejik müttefikleri bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalıyor ve ziyaret etmek için 45 gün bekliyorlar. Bu bizi incitti. Dünya Ticaret Merkezi vurulduğunda hemen tepki göstererek bu saldırıları kınamış ve terörist bir saldırı olarak nitelendirmiştim. Amerikalı yetkililerin daha sert ifadelerle tepki göstermesini beklerdim. Ne yazık ki öyle olmadı" diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Putin'le yapacağı görüşmeye ilişkin sorulara cevabında, Rusya Federasyonu’nun hem Avrupalı hem de Asyalı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’yı Türkiye’nin değil, Batı dünyasının dışlamaya çalıştığına dikkat çekti ve yapacağı ziyaretin darbe girişiminden önce planlandığını ve bu görüşmenin Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni bir aşama anlamına geldiğini söyledi.

“ESED İKTİDARDA KALDIĞI SÜRECE ÇÖZÜM GERÇEKLEŞEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya'yla yakınlaşmanın Suriye ile ilişkileri nasıl etkileyeceği yönündeki soruya ise şu cevabı verdi: "Suriye meselesinin çözümü en önemli aktörleri harekete geçirmeyi gerektiriyor: Rusya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Katar, ABD. Her zaman çatışmalara yönelik birlikte ve en hızlı bir çözümün bulunmasını teklif ettik. Yalnız bu çözüm Esed iktidarda kaldığı sürece gerçekleşemez. Onun gitmesi gerekiyor. Herkes için kabul edilebilir bir isim üzerinde anlaşırsak ve seçimler onun katılımı olmadan gerçekleşirse, bir geçiş süreci mümkün olabilir. Böyle bir çözüm çerçevesinde hazırlıklarımız var."

Sorulan soru üzerine Halep'in durumuna ilişkin de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Halep’in düşmesi ve Esed rejiminin eline geçmesi durumunda, Suriye'den kaçanların mecburen Türkiye'ye yönelmesinden dolayı, bunun Türkiye için büyük soruna neden olabileceğini dile getirdi. Çoğunun ailesinin Gaziantep ve Kilis'te yaşadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz asla onlara kapımızın kapalı olduğunu söylemedik. Eğer yeni bir sığınmacı akını olursa biz onları karşılayacağız" açıklamasını yaptı.

İDAM CEZASI KARARI

İdam cezasının geri getirilmesi ihtimalinin olup olmadığına yönelik soruya cevaben, buna halkın karar vereceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "İdam cezasına ilişkin eğer bir kişi öldürüldüyse sadece ailesinin suçluların akıbetine karar verebileceğini düşünüyorum. Eğer aile affederse bunu yapabilir. Ancak devlet olarak biz bunu yapamayız. Elbette yargı erki bunu yapabilir fakat tüm ülkedeki milyonlarca insan ölüm cezasını istiyor ve bu talep Parlamento tarafından değerlendirilecek. Ceza kanununda darbeciler için en ağır cezalar bulunmasına karşın Parlamento cezanın yeniden getirilip getirilmeyeceğine karar verecektir.”

Batı Avrupa’da kaldırılmış olan idam cezasının ABD, Japonya, Endonezya, Çin ve daha pek çok ülkede yürürlükte olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1984 yılından bu yana uygulanmayan bu cezayı geri getirmek Türk halkının en doğal hakkı. Eğer Parlamento bu cezayı geri getirirse, başkalarının ne düşündüğüne bakmaksızın uygularız" diye ekledi.

Tüm Haberler