“Ekonomik Göstergeler Hızlı Bir Toparlanma ve Normalleşmeyi İşaret Ediyor”

02.08.2016
“Ekonomik Göstergeler Hızlı Bir Toparlanma ve Normalleşmeyi İşaret Ediyor”

Uluslararası yatırımcılarla Yüksek Düzeyli Ekonomi Toplantısı’nda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olağanüstü hâl uygulamalarına dayanılarak ekonominin işleyişine en küçük bir şekilde müdahale edilmemiştir, edilmeyecektir. Ülkemizdeki olağanüstü hâl uygulaması tamamen Avrupa Birliği prosedürlerine uygundur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Yatırımcılarla Yüksek Düzeyli Ekonomi Toplantısı’nda yerli ve yabancı iş adamları ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.


“15 TEMMUZ DOĞRUDAN MİLLETİ HEDEF ALDI”

Türkiye’nin, 15 Temmuz akşamı, tarihinin en hain, en alçak darbe girişimine maruz kaldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her darbenin, darbe girişimin, demokrasiye ve özgürlüklere yönelik her teşebbüsün kötü olduğunu belirtti ve “Ama 15 Temmuz, doğrudan milleti hedef alması, doğrudan millete saldırılması sebebiyle, hepsinden çok daha kötü bir gece olarak hafızalarımıza kazınmıştır” dedi.

Darbe gecesi bombalı saldırıya hedef olan yerlerin arasında Emniyet Teşkilatı’na ait iki binanın yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin olduğuna işaret Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bu iki kurumun ortak özelliğinin, doğrudan milletin oylarıyla işbaşına gelen kişilerin mekânları olduğunu söyledi.

Dünyanın ağırlıklı olarak, otoriter, teokratik rejimlerin karşısında demokratik rejimlerle yönetilen bir yapı içinde olduğuna, demokrasilerin dünyada savunulan ve kendisiyle iftihar edilen bir rejim olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa’nın yarı başkanlık sistemi hariç Batı ülkelerinin tamamının demokratik parlamenter sistemlerle yönetildiğini ve hükûmetlerin halkının oylarıyla seçilerek işbaşına geldiğini hatırlattı.

“ASKERİ DARBEYLE İŞBAŞINA GELMİŞ BİR CUMHURBAŞKANI DEĞİLİM”

Sözlerinin devamında, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, Batı ülkelerinden gelen hiçbir temsilcinin olmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat Belçika’da, Fransa’da terör eylemleri olduğu zaman oralara nasıl gittiklerini biliyoruz. Bazı ülkeler havaalanlarında ne yazık ki ‘Türkiye’ye gitmeyin, Türkiye’ye gidişiniz Erdoğan’ı güçlendirir’ gibi reklamlar koymaktadır. Bu nasıl demokrasidir? Ben askerî darbeyle iş başına gelmiş bir Cumhurbaşkanı değilim, halkının yüzde 52 oyuyla iş başına gelmiş bir Cumhurbaşkanıyım. Ve yaklaşık 12 yıllık başbakanlığım, 2 yıllık Cumhurbaşkanlığım döneminde de Türkiye’nin nereden nereye geldiğini en iyi bilen sizlersiniz” diye konuştu.

“BU OLAY, SENARYOSU DIŞARIDA YAZILAN BİR DARBE HAREKETİ”

Uluslararası yatırımcılara ve temsilcilerine hitaben, Türkiye’nin küresel sermayeye yönelik attığı adımların ortada olduğunu ve bu sermayenin 2003 yılından bugüne nasıl tırmandığını hatırlatarak, “Türkiye’nin ekonomide en güvenilir ülkelerden birisi olduğunu sizler gördünüz, sizler yaşadınız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Bize karşı yapılan bu darbe hareketinin arkasında da Türkiye’nin zaten bu yükselişini hazmedemeyen mihrakların olduğunu çok açık ve net söylemek durumundayım. Bu olay sadece içeride planlanan, içeride tezgâhlanan bir olay değildir. Ben açık sözlüyüm; bu olay içeride aktörleri olan, ama senaryosu dışarıda yazılan bir darbe hareketidir. Bunları sizler de az-çok biliyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİN EVLATLARININ TANKLARIN ALTINA YATABİLECEĞİNİ HESAP EDEMEDİLER”

Dışarıdaki ve içerideki bu ortak darbe hareketinin aktörlerinin, milleti, milletin evlatlarının tankların altına yatabileceğini hesap edemediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Bakın şu anda hemen yanı başımızda bizim Kongre Merkezimiz var, aynı zamanda opera binası olarak da orayı yaptık. Ve burayı bombalamalarında 5 şehidimiz var. Bir bayan kardeşimin ne yazık ki başı koparak oranın çatısından onu aldık. Şimdi soruyorum; bu darbe hareketini yapanlar bu insanlara bombaları yağdırırken acaba hangi düşünceyle bunu yaptılar? Hangi vicdan, hangi insani bir anlayış, bir yapı kalkıp da kendi halkına uçaktan bombalar yağdırarak, tanklarla halkının üzerine giderek böyle bir vahşeti işleyebilir; bu olacak bir şey mi? Ama ne yazık ki bu ülke darbeler tarihi içerisinde çok farklı bir darbeyi yaşadı. 238 şehit verdik şu ana kadar ve 2 bin 200’e yakın şu anda hastanelerde yaralılarımız var.”

15 Temmuz’da yaralanan ve hâlen hastanelerde tedavileri devam eden gaziler yaptığı telefon konuşmalarının bir kısmını paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu milletle ne kadar iftihar etsek azdır, bunu gördüm, bunu yaşadım. Bu millet büyük bir millet. Evvel Allah bu millet inşallah yoluna durmadan kararlılıkla yürüyecektir, bundan hiç şüphem yok” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZE KARŞI ADETA BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin; 1980’li yılların ortasından beri silahlı terör örgütlerinin saldırısına maruz kaldığını, PKK, DHKP-C, son yıllarda DAEŞ denilen terör örgütleri tarafından silahlı saldırılar, suikastlar, intihar bombacıları ile Türkiye’ye adeta bir savaş yürütüldüğünü vurgulayarak, “Aynı şekilde, zaman zaman yaşadığımız sosyal, siyasi ve ekonomik taarruzların da bunlardan bağımsız olmadığını gayet iyi biliyoruz” yorumuna yer verdi.

Teröre karşı, bu tür darbelere karşı eğer uluslararası camianın, bir mutabakat ortaya koyamaması durumunda bunların bir gün bumerang gibi dönüp kendi ülkelerini vuracağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e ülkesinde yaşayan teröristlerle ilgili 4 bin dosya verdiğini ve bunlarla hiçbir geri dönüş olmadığını hatırlattı ve şunları ekledi: “Fakat Pazar günü Almanya’daki vatandaşlarımızın oluşturduğu STK’lar, bunlar Alman vatandaşı aynı zamanda. Orada ‘darbelere hayır, demokrasiye evet’ diye bir miting düzenlendi Köln’de. Bu mitingde Türkiye’den oraya video konferansla benim bağlanmamı hazmedemediler. Belediye her türlü aksiliği yaptı, yerel mahkeme hayır dedi ve Alman mahkemeleri çok hızlı çalışıyor maşallah.”

“BATI, DEMOKRASİLERİN Mİ DARBELERİN Mİ YANINDA?”

4 bin dosya ile ilgili işlem yapmayan Alman Anayasa Mahkemesi’nin kendisinin telekonferansla bağlanmaması için 2 saatte karar verdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Verdiği karar ne? ‘Erdoğan orada video konferansla konuşmasın.’ Fakat kısa bir süre önce veya yani geçmişte terör örgütü PKK’nın lider kadrosunda olanları kalkıyorsun video konferansla konuşturuyorsun Almanya’da. Şimdi soruyorum; Batı burada teröre destek veriyor mu-vermiyor mu? Batı demokrasilerin yanında mı, darbelerin, terörün yanında mı? Maalesef bu Batı teröre destek veriyor ve darbelerin yanında yer alıyor. Bunların canı bizim gibi yanmıyor, ama bizim canımız yandı. Dost bildiklerimiz maalesef gidiyor darbecilerin yanında yer alıyor, teröristlerin yanında yer alıyor. Fransa’ya geliyorsun aynı, Avusturya’ya geliyorsun aynı, Belçika aynı. İşte iş adamımız Özdemir Sabancı’nın katili belli, elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor mu? Dolaşıyor. Bunların mahkemelerine çıkarılmadı mı? Çıkarıldı. İçeri aldılar, aldılar, sonra niye bıraktılar? Değerli dostlar; kusura bakmayın, açık sözlü olalım, doğru olalım, ama yürekli olalım. Eğer yürekli olmazsak dünyada tüm ülkelerde çok daha can yanar. Bugün bize olan bu darbe hareketi başka ülkelerde de terörle, darbeyle, velhasıl değişik yöntemlerle uygulama alanını kendisine bulur.”

“TÜRKİYE, DOSTLARINDAN BEKLEDİĞİ DESTEĞİ ALAMADI”

15 Temmuz akşamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki FETÖ mensuplarının darbe girişimi esnasında, bir dostunun kendisine, “Hızlı botum var, Türk adalarına Yunan adalarına sizi götürebilirim’ teklifinde bulunduğunu, kendisinin de cevaben “Olur mu öyle şey? Şu anda İstanbul ve Ankara’da halkım sokaklarda, ben onların arasında olmalıyım, oraya gitmeliyim” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ 15 Temmuz darbe girişimi, işte bu silahlı ve silahsız saldırıların en son, en kanlı, en açık ve en alçak örneğidir. Tüm terör örgütleriyle başarılı bir mücadele yürüten Türkiye, darbe girişimine de aynı şekilde direnmiş ve netice elde etmiştir” dedi.

Diğer terör örgütleriyle olan mücadelesinde olduğu gibi, darbe girişimi sırasında ve sonrasında da Türkiye’nin dostlarından beklediği desteği alamadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gerçeği görmek için, darbe sırasında ve sonrasında ortaya konan tepkilere bakmak yeterlidir. Bir gün dostlarımızın, müttefiklerimizin bizi anlayacağını, bize hak vereceğini çok iyi biliyoruz. Temennimiz, benzer acılara maruz kalmadan onların da bu noktaya gelmeleridir” diye konuştu.

“MERKEZ BANKASI’NDAKİ DÖVİZ REZERVİ 125 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI”

Anlattığı bu          fotoğrafın, uzaktan bakıldığında, iyi bir fotoğraf olmadığının farkında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet, ülkemiz 15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşamış olabilir, ama bu durum asla ertesi günden itibaren hayatın normal akışında devam ettiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Dikkat ederseniz, darbe girişiminin hemen ardından yaşanan sınırlı bir dalgalanma dışında, ekonomik göstergeler, hızlı bir toparlanmaya ve normalleşmeye işaret ediyor. Dolar yeniden 3 liranın altına indi, borsa yükselişte, diğer veriler de toparlanmayı ve yeniden olumlu yönde yükselişi teyit ediyor. Merkez Bankası’ndaki döviz rezervimiz azalmak şöyle dursun, 125 milyar doların üzerine çıkarak, artmıştır. İşsizlik ve faiz oranları yüzde 10’un altında seyretmeyi sürdürüyor. Yılın ilk çeyreğindeki yüzde 4’lük büyüme oranımızı, yılsonuna kadar koruyacağımıza inanıyorum. Milletimiz ne marketlere, ne bankalara, ne döviz bürolarına hücum etmemiştir. Eskiden olağanüstü hâl ilan ettiğinizde hatırlayın, marketler boşaltılırdı, bakkallar boşaltılırdı, herkes evinde stoklamaya giderdi. Ama şimdi tam aksine millet evine değil evinden meydanlara koştu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ülke ve millet olarak, her sorunu kendi sınırları içinde tutma kabiliyetine ve imkânına sahip olduğunu sayısız örnekle ortaya koyduğunu kaydederek, Türkiye’nin, büyük hedefleri olan, bu hedeflere ulaşmak için de ciddi potansiyeli bulunan bir ülke olduğunu, hâlen yürüttüğü ve hazırlıklarını yaptığı projelerle potansiyelini en üst düzeyde harekete geçirmenin çabası içinde olduğunu kaydetti.

“TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPAN ULUSLARARASI YATIRIMCILAR SÜREKLİ KAZANDI”

Türkiye’nin, geçen 14 yılda pek çok badire atlatmasına, pek çok engelle karşılaşmasına, pek çok saldırı ve provokasyona maruz kalmasına rağmen, asıl hedeflerinden, asıl projelerinden asla vazgeçmediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süre içinde Türkiye’de yatırım yapan uluslararası yatırımcıların kaybetmeyip sürekli kazandığını belirtti.

Darbe girişimi günlerinde yaptıkları Millî Güvenlik Kurulu, Bakanlar Kurulu ve diğer tüm toplantılarda ekonomiyi asla gündemlerinden çıkarmadıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında atılan adımlarla devletin işleyişini hızlandırıp yeniden yapılanması sürecini başlattıklarını ve TSK’nın yeniden yapılanması sürecini başlattıklarına vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna ihtiyacımız vardı, bu adımın atılması gerekiyordu. Eğer bu adımı atmayacak olursak, işte bu FETÖ’cüler-metöcüler Silahlı Kuvvetlerimizi işgal eder ve ondan sonra da kalkar milletin vergileriyle, milletin verdiği paralarla aldığı uçakları, tankları, ne bileyim topları milletine doğrultur. Bu adımı atmak zorundayız. Ve üzülerek hâlâ bunda tereddüt edenleri görünce gerçekten üzülmemek mümkün değil. Bugün değilse ne gün? Bütün bu olaylar olduktan sonra ne zaman? Bunda artık duramayız. Bu adımı atmak zorundayız. Bu adımı atacağız ki ha bu ülke bir daha bu tür olayları yaşamasın” şeklinde konuştu.

“EKONOMİNİN İŞLEYİŞİNE MÜDAHALE EDİLMEDİ”

Türkiye’nin, bu süreçte demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere, hukuka olan bağlılığını, hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde ispat ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Atılan her adım Anayasa ve yasalara uygun olarak gerçekleştirilmiş, Meclis ve Hükûmet çalışmalarına ara vermeden devam etmiştir. Olağanüstü hâl uygulamasına dayanılarak ekonominin işleyişine en küçük bir şekilde müdahale edilmemiştir, edilmeyecektir. Ülkemizdeki Olağanüstü hâl uygulaması, tamamen Avrupa Birliği prosedürlerine uygundur. Şu anda biliyorsunuz üç aylık bir olağanüstü hâl ilan ettik. Hemen birileri dışarıdan; ‘Darbeye karşı takdir ediyoruz, ama gelişmelerden endişeliyiz. Bu kadar kişinin tutuklanması, açığa alınması filan’ diyor. Tavsiye ediyorum, Doğu Almanya-Batı Almanya, o süreci bir incelesinler, acaba ne kadar kişi açığa alınmış, ne kadar kişi içeri alınmış orada. Şu anda bize nasihat etmeye kalkan Almanlar bunu gayet iyi görürler diye düşünüyorum. Bunları bizler hep inceledik. Batının neler yaptığını bu konularda çok iyi biliyoruz. Biz darbe girişimi gibi çok daha ağır bir saldırıya maruz kalmamıza rağmen, pek çok alanda Avrupa ülkelerinde geçerli olağanüstü hâlden daha yumuşak bir uygulama içindeyiz.”

“DARBENİN FAİLLERİNE ACIMAYA KALKARSAK, ACINACAK HÂLE GELİRİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa’nın 5-10 teröristin eyleminden dolayı 3+3+6 ay olmak üzere 1 yıllık olağanüstü hâl kararı aldığını hatırlatarak, şu açıklamaları yaptı: “Benim ülkemde darbe oluyor darbe, demokrasi ile yönetilen bir ülkede darbe var, şimdilik 238 şehidim var, 2 bin 200’e yakın yaralım var. Sen hâlâ kalkıyorsun endişeliyiz diyorsun. Bunun faillerine sen nasıl kalkarsın da hâlâ şefkat elini uzatırsın? Böyle bir şey olabilir mi? Asla attığımız adımlardan taviz vermeyeceğiz. Çünkü biz eğer istisnaları bir kenara koyuyorum, bu katillere, bu darbenin faillerine eğer acımaya kalkarsak acınacak hâle geliriz, bunu yapmayacağız. Ülkemin huzuru için, ülkemin refahı için, bu sokaklarda milyonlarca kişinin iniş sebeplerini ortadan kaldırmak için biz adımlarımızı kararlı bir şekilde atacağız. Her kim ki, yaşanan sıkıntılara bakarak Türkiye’yi kendi iç meseleleriyle uğraşan, küresel gündemden kopmuş bir ülke olarak görüyorsa, yanıldığını, yanlış düşündüğünü, hatalı analiz yaptığını bilmelidir. Biz, yaşadığımız sıkıntıların bir bölümünün amacının tam da bu olduğunu, yani Türkiye’yi dünyadan kopartarak içine kapatmak olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu oyuna asla gelmedik, gelmeyeceğiz.”

FETULLAH GÜLEN’İN İADE TALEBİ

FETÖ’nün Pensilvanya’da yaşayan elebaşının darbe girişiminin faili olduğu konusunda emin olmadıkları yönünde açıklamalarda bulunan kimi ülke yetkililerinin demeçlerine de değinen ve bu kişileri ‘dünyadan bihaber’ olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  konu ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “Bütün deliller, belgeler, her şey ortada. Daha önce gönderdiğimiz bu konuda kendilerinde bilgiler var. Millî Güvenlik Kurulları ülkelerin en üst güvenlikte önemli kuruludur. Tavsiye kararı alır ve Bakanlar Kurulu bu tavsiye kararlarını kalkar karara bağlar, uygulamaya koyar. Bunlar yapılmış. Bunlar Amerika’ya da gönderildi, ben de kendileriyle bunu bizzat konuştum. Bizden bunca teröristi istediniz, istediğiniz bu teröristler için biz sizden belge istemedik. ‘Amerika bizden bu teröristi istiyorsa, bizim de şu anda cezaevimizde yatıyorsa biz verelim’ demişizdir, göndermişizdir. Biz nasıl bir stratejik ortağız ki ben sizden ülkem adına Millî Güvenlik Strateji Belgesi içerisine girmiş böyle birisini istiyorum, siz hâlâ onu ülkenizde saklamaya, barındırmaya devam ediyorsunuz?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün ABD Parlamentosu’nda parayla destekledikleri kişileri ABD’ye bildirdiklerini, ülke yetkililerinin de kendilerine, ‘Parayı geri iade etmeye başladık.’ dediklerini açıkladı ve ekledi: “İşte bakın İngiltere’de de İngiltere Parlamentosu’nda birisinin de yine bunlardan ne kadar para aldığı bugün medyada var. Adamlar böyle çalışıyor. Bu ne demektir? Bizim dilimizde, bu siyaseti satın alma operasyonudur, bu adamlar bunu yapıyorlar. Ama bunları önlerine koyduğunuz zaman hemen savunma, haklılık psikozu içerisinde bunu böyle yerine getirmenin gayreti içine giriyorlar” dedi.

“AB ÜLKELERİNİN KENDİ ARALARINDA DAHİ ÇOK CİDDİ SİYASİ GÖRÜŞ AYRILIKLARI VAR”

Türkiye’nin tek çıkış yolunun gelişmiş dünyaya entegre olmaktan geçtiğini hiçbir zaman akıllarından çıkarmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çeşitli ülkeler ve kurumlarla aramızdaki görüş farklılıkları, ekonomik hedeflerimiz için asla bir engel değildir. Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarında dahi çok ciddi siyasi görüş ayrılıkları var. Aynı şekilde, Avrupa Birliği, ABD, Rusya, Çin gibi dev ekonomiler başta olmak üzere, dünyadaki tüm önemli güçlerin aralarındaki siyasi görüş farklarının derinlikleri hepimizin malumudur. Diğer ülkeler söz konusu olduğunda sorun teşkil etmeyen siyasi görüş ayrılıklarının Türkiye için kırılma noktası olarak görülmesi, samimi bir değerlendirme olamaz. Hele bu görüş farklılıklarının, söz konusu ülke menşeli şirketler için bir yaptırıma dönüşeceği endişesi tamamen yanlıştır” şeklinde konuştu.

“GÖÇMEN KRİZİNDE AVRUPA’YI BİZ KORUDUK”

“İçinde bulunduğumuz bölgede terör merkezli krizler çıkartılmasına engel olamayabiliriz; ama bu krizlerin bizi yürüdüğümüz yoldan çıkartmamasını sağlamak kendi elimizdeydi ve bunu başardık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Göçmen krizinde dahi, yaşadığımız tüm gerilime ve görüş farklılıklarına rağmen, Avrupa’yı, Batı ülkelerini sorumsuzca sıkıntıya sokacak adımlar atmadık. Daha açık konuşuyorum; Avrupa’yı biz koruduk. 3 milyon Suriyeli ve Iraklı mülteciyi ülkemizde barındırmak suretiyle Avrupa’yı biz koruduk. Avrupa verdiği sözleri şu ana kadar tutmadı, hâlâ yerine getirmedi. Bakın bize bu yılsonuna kadar 3 milyar avro, bu parayı bize vermeyecek, bizim bütçemize girmeyecek, Suriyeliler için, Iraklılar için harcanacak olan bu para ne yazık ki hâlâ bize gelmiş değil. Vize meselesi, hani bitecekti Haziran başında? Hâlâ yok. Ama bizden hemen kalkıp bununla ilgili yerine getirmemiz gereken edimleri yerine getirmemizi istiyor. Bunlar eş zamanlı olacak. Sen görevini yapacaksın, ben de görevimi yapacağım. Sen görevini yapmadan bizden bir geri kabul isteyemezsin, bunları birlikte yapacağız. Ve bizler böyle dediğimiz için beyefendiler rahatsız oluyor. Kusura bakma, karşınızda emir kulu bir ülke yok; bunu bileceksin.”

“YATIRIMCILARA ZARAR VERECEK, HİÇBİR İŞE İZİN VERMEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak 2023 yılında dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisinden biri hâline gelme, toplam millî gelirini 2 trilyon dolara, kişi başına millî gelirini 25 bin dolara çıkarma, dış ticaretini 1 trilyon dolara ulaştırma hedefinde olduklarının altını çizdi ve “Burada uluslararası yatırımcıların desteği ve imkânlarıyla biz bunu tahrik edeceğimize, bunu başaracağımıza inanıyoruz. Dolayısıyla, yatırımcılara zarar verecek, yatırımcıları üzecek hiçbir işe kalkışmayız, izin vermeyiz. Bu yönde hiç endişeniz olmasın” değerlendirmesinde bulundu.

Darbe girişimi sonrasında, 3 milyon 340 bin kamu çalışanından 62 bininin, yürütülen soruşturmalar kapsamında açığa alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açığa alınanlardan bir kısmının, yapılan soruşturma ve yargılamalar neticesinde haklarındaki iddialar mesnetsiz görülmesi hâlinde, görevlerine döneceklerini söyledi.

DARBE GİRİŞİMİNDEKİ İSTİHBARAT ZAAFİYETİ

Özellikle adalet teşkilatlarında açığa alınan personel oranının yüksek olması dolayısıyla yaşanan endişenin yersiz olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamalarda bulundu: “Adalet sisteminin, dış müdahalelerden, sorumsuzların verdiği emirlerle hareket edenlerden kurtulup kendi işine odaklanan personel tarafından yönetilmesi, işleyişi yavaşlatmaz, tam tersine daha da hızlandırır, bu konuda hiçbir sıkıntımız yok. Ve şimdi yeni alımlar da yapılacak ve hiçbir açık söz konusu değil. Ve biliniz ki adalet mekanizmasının zaten sıkıntısı 17-25 Aralık sürecini başlatmıştır. Orada biliyorsunuz birçok iş adamları, birçok devlet kurumlarında çalışanlar büyük bedeller ödedi. Aynı durum Emniyet Teşkilatımız için de geçerlidir. Binlerce rütbeli personel açığa alınmasına, ihraç edilmesine rağmen, güvenlik hizmetleri aksamak şöyle dursun, daha da kaliteli hâle gelmiştir. Çünkü yuvalandıkları yerlerden birisi de orasıdır. Darbenin istihbaratının zamanında alınamaması, bu örgütün önce istihbarat teşkilatlarımızı çökertmekle işe başlamasından kaynaklanıyor, adeta kuluçka yuvası gibi; böyle bir durum var. Darbenin istihbaratının zamanında alınamaması, bu örgütün önce istihbarat teşkilatlarımızı çökertmekle işe başlamasından kaynaklanıyor. Biliyorsunuz sadece Millî İstihbarat Teşkilatı yok, aynı zamanda bir de Emniyet İstihbarat var, aynı Jandarma İstihbarat var. Bu istihbarat örgütleri ne yapmamıştır? İlgili mercileri aslında hiç uyarmamış, uyarmadığı gibi düşmanlık yapmıştır. Diğer alanlara ilişkin istihbarat ağları büyük ölçüde yeniden kuruldu, kuruluyor.”

“TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI KAPATILACAK”

Diğer kurumlardaki görevden almaların da olumlu sonuçlar vereceğinden emin olunmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) tamamen kapatılacağını, çalışanları ile ilgili gerekli hazırlığın yapıldığını açıkladı ve devamında şu ifadelere yer verdi: “ Çünkü bu örgüte mensup kamu görevlileri, devletlerine ve milletlerine sadakatle hizmet etmek yerine, iradelerini bir başka gücün emrine vermiş kişilerdir. Bugüne kadar karşılaştığınız sorunların önemli bir bölümünün de bu kişilerden kaynaklandığını düşünüyorum. Şimdi, sadece kendi kurum hiyerarşisine bağlı olarak, kanunların ve diğer düzenlemelerin verdiği yetki çerçevesinde görev yapan kamu personeliyle, işlerin daha sağlıklı yürüyeceğine inanıyorum.”

Bundan sonra iş dünyasında da, FETÖ bağlantılarıyla birlikte hareket ederek, haksız rekabete yol açan kişilerin, artık bu imkândan mahrum kalacağına işaret ederek, “Geldiğimiz noktada, artık yatırımcılara zorluk çıkartan, gereksiz yere işlerini geciktiren, destek vermeyen kamu görevlilerinin hiçbir mazereti, hiçbir bahanesi yoktur, olamaz” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere karşı kamuda bu tür engeller yapanlar varsa, bu tür zorluk çıkaranlar varsa ilgili birimlerimize bunları bildirin; yapacağımız iş hemen kapıya koymaktır. Çünkü biz çalışacağız. Önümüzü tıkayan, önümüzü kesen, ‘himmet ver, harç ver, bilmem ne ver’ diyenlere artık bu devlette yer olmayacak; bunu başaracağız. Mevzuatla ilgili engeller varsa, onlar elbette düzeltilecektir. Ama sorun zihniyetle ve niyetle ilgiliyse, onların da hakkından en seri ve sert şekilde gelinecektir. Şahsımdan başlayarak, Başbakanımız, Başbakan Yardımcılarımız, Bakanlarımız, Müsteşarlarımız, Genel Müdürlerimiz için bu mesele, emin olunuz, en az darbe girişiminin üstesinden gelmek kadar önemlidir.” açıklamasını yaptı.

“GÜNDEMİMİZDE ÜLKEMİZİ ADIM ADIM İLERİYE TAŞIMA AZMİ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemlerinde sadece darbe girişimi, terör örgütlerinin eylemleri ve bunlara ilişkin alınacak önlemler olmadığını, bunları zaten kararlılıkla ve süratle yaptıklarını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim gündemimizde, bu ayın sonunda, 26 Ağustos’ta açılışını yapacağımız Yavuz Sultan Selim Köprüsü var. Bizim gündemimizde, bu yılın sonunda açılışını yapacağımız Avrasya Tüneli var. Bizim gündemimizde, en kısa sürede inşasına başlamak için sabırsızlandığımız 1915 Çanakkale Boğaz Köprüsü var. Bizim gündemimizde, mutlaka hayata geçirmek kararında olduğumuz Kanal İstanbul Projesi var. Bizim gündemimizde, inşası süren hızlı tren hatlarımızı tamamlama, yenilerine başlama heyecanı var. Bizim gündemimizde, yatırımları artırma, istihdamı artırma, ihracatı artırma, eğitimli işgücünü artırma, yeni nesillere vizyon kazandırma; velhasıl ülkemizi adım adım ileriye taşıma azmi vardır.”

“Şayet geçmişe takılıp kalsaydık, önümüze çıkartılan engellere bakıp vazgeçseydik, Türkiye’yi 14 yılda 3 kat büyütemezdik. Şayet ufkumuzu, vizyonumuzu geniş tutmasaydık, mücadeleyi bir an bile olsa bıraksaydık, ülkemizi bugünlere getiremezdik” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımcılardan savunma sanayii alanında da yatırımlarda bulunmalarını istedi.

“BİZİMLE BİRLİKTE BU YOLDA YÜRÜYEN DOSTLARIMIZI ASLA UNUTMAYACAĞIZ”

Geçmişten aldıkları dersler ışığında geleceği inşa etmenin çabası içinde olduklarını, geçmişten geleceğe uzanan bu kutlu yolculukta durmadan, duraksamadan devam etmekte kararlı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün bizimle birlikte bu yolda yürüyen, bize güvenen, katkı sağlayan, destek olan dostlarımızı asla unutmayacağız. Bu ülke de, bu millet de kendisine güveneni asla mahcup etmemiştir. Şahsen bunun sayısız tecrübesine, sayısız örneğine ben şayet oldum” diye ekledi.

Türkçedeki ‘Önce yol arkadaşı, sonra yol’ anlamına gelen ‘önce refik, sonra tarik’ sözünü hatırlatarak,  uluslararası yatırımcılara ve onların temsilcilerine hitaben, “Bizler, sizleri yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. Birlikte çalışacağız, birlikte kazanacağız, birlikte daha büyük hedeflere doğru yol alacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılara toplantıya katılarak Türkiye’ye olan güvenlerini teyit ettikleri için teşekkür etti.

İŞKENCE İDDİALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının son bölümünde, Türkiye ile ilgili yürütülen dezenformasyona değinerek, bunun aşılmasında uluslararası yatırımcılardan katkı beklediklerini belirtti. “Sizler uluslararası birçok kuruluşun Türkiye’deki CEO’larısınız, temsilcilerisiniz. Temsilcisi olduğunuz ülke veya kuruluşların, o ülkelerde yapılan dezenformasyonlarını eğer düzeltmede bizlere yardımcı olursanız bundan mutlu oluruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Uluslararası Af Örgütü’nün, şu anda gözaltında bulunan FETÖ mensubu darbe girişimcilerinin işkence gördüğüne ilişkin açıklamalarına da değindi.

İşkenceye sıfır tolerans uyguladıklarının altını çizen ve “Arbede esnasında kaşına-gözüne tekme-tokat yemiş olabilir, yememiş olsa oradaki polisimizi öldürecek. Polisimiz ‘beni vur’ mu diyecek, kendini savunmayacak mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası Af Örgütü Londra’da oturarak tespit yapıyor. Zerre kadar sizde haysiyet varsa, çıkarsınız Türkiye’ye gelirsiniz, önce bir Parlamentoyu gezersiniz, gider Özel Harekâtı dolaşırsınız, Emniyet Müdürlüğü’nü dolarsınız, buraya gelir bir dolaşırsınız, ondan sonra bizim gazilerimizi hastanelerde bir dolaşırsınız kim kime ne yapmış onu o zaman görürsünüz.”

Günün 24 saati, yılın 365 günü milletinin hizmetinde bir Cumhurbaşkanı olarak, yatırımcıların sorunlarıyla ilgilenmenin, en başta gelen görevi olduğunu ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini “Bu kapının size daima açık olduğunu bilmenizi istiyorum” diyerek tamamladı.

 

Tüm Haberler