"Stratejik Öngörü: 2023 Çalıştayı" Açılış Oturumunda Yaptıkları Konuşma

09.10.2006
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült
"Sayın Denktaş,
Sayın Başkan,
Değerli Katılımcılar,
ASAM tarafından düzenlenen "Stratejik Öngörü: 2023-Cumhuriyetin 100. yılında Dünya ve Türkiye" başlıklı toplantıda sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum.
Toplantının gündemi, konu başlıkları ve konuşmacıların akademik nitelikleri, bu toplantı sırasında ileri sürülecek görüşlerin ve yapılacak tartışmaların, Türkiye'nin 2023 vizyonuna ilişkin değerli bir çerçeve oluşturacağını göstermektedir.
Ülkemizin geleceği ve dünyadaki yeri konusundaki bilimsel ve yapıcı katkıları önemsiyoruz. Bu kapsamda, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nce düzenlenen "Stratejik Öngörü: 2023 Çalıştayı"nı övgüyle karşılıyoruz.
Bu tür çalışmaların sivil toplum örgütlerince yansız ve gerçekçi bir bakış açısıyla ve bilimsel ve akademik ölçütler temel alınarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Toplumun her bireyinin, kendisinin ve içinde yaşadığı ülkenin bugününde ve geleceğinde söz sahibi olduğundan hareketle, sivil inisiyatifin karar ve strateji oluşumuna katılmalarının giderek artan bir oranda sağlanması sağlıklı bir gelişmedir. Bu biçimde, yurttaşların düşüncelerinin devlet tarafından daha çok dikkate alınmasının yolu açılacak ve bireylerin ülke sorunları konusunda çözüm arayışı çabalarına ortak edilmesi olanağı yaratılacaktır. Bu tür oluşumlar, ayrıca, toplumsal bilincin yaratılması ve yansıtılması için uygun ortamlar sağlayacağı gibi, ülkedeki demokratik kültürün gelişmesi yönünden de olumlu etkiler yapacaktır.
Bu olanaktan yararlanarak, konuyla ilgili kimi düşüncelerimi, ana çizgileriyle sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ülkemiz, dünyanın siyasal, askeri, ekonomik ve toplumsal yönden en değişken bölgelerinin kesiştiği bir konumda yer almaktadır. Soğuk Savaş sonrası başlayan küresel dönüşüm yanında, bölgesel gelişmelerin etkilerini yakından duyumsamakta, bu gelişmelere, uluslararası barış ve ulusal yararı doğrultusunda yön ve katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Türkiye'nin uluslararası barış ve işbirliği ile ulusal yarar ve istikrarını birlikte gözetme gereksinimi, uluslararası siyasanın evrensel ölçülere genişlemeye başladığı yıllarda, Atatürk tarafından en özlü biçimde vurgulanmıştır. İçeride ve dışarıda barışçıl, gerçekçi ve saydam bir siyasa, kuşkusuz ülkemiz için bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Bu nitelikleri taşıyan bir siyasanın temel olarak etkin bilimsel çalışmalar, stratejik öngörü ve girişim yeteneği gerektirdiği bir gerçektir. Bu çalışmaların, ülkemizin kaynak ve olanaklarının belirlenmesi ve planlanmasına ilişkin, ayrıntılı ve somut verileri içerdiğini mutlulukla gözlemliyoruz. Cumhuriyetimizin özgürlükçü ve aydınlanmacı hedef ve niteliklerinin, bizlere yöntemsel ve kuramsal olarak, 2023'de ülkemizin, bölgesinde ve dünyadaki yerine ilişkin tüm çalışmalarda, yol gösterici işlev göreceğine inanıyoruz.
Stratejik öngörü, devletlerin ulusu ve ülkesiyle, kendi olanak ve kaynaklarını, dışsal ve nesnel koşullara karşı ölçme, planlama ve kullanma yeteneği gerektirir. Ulusal ve doğal kaynaklarımızdan, teknolojik olanaklarımızdan en etkin biçimde yararlanabilmek ise, ulusal birlik ve egemenliğin bir arada korunmasıyla gerçekleşebilir. Bu nedenle Cumhuriyetimiz, ulusun birliği ve egemenliği ilkesi üzerine kurulmuştur.
Atatürk, ulusçuluk düşüncesini ve Türk Ulusu'nun niteliklerini, ortak yarar temelinde her yurttaşa eşit hak ve özgürlük verilmesini öngören biçimde tanımlamıştır. Bu dışsal ve nesnel koşullar nasıl değişirse değişsin, ulusun birliği ve egemenliği, ülkemizin geleceğini öncelikle belirleyen temel ilkeler arasında yer alacaktır.
Günümüzde, küresel ve bölgesel değişim süreçlerinin olumlu etkilerinden söz edilirken, dünyada ulus devletlerin yerini, ulus-üstü, bölgesel ve küresel örgütlere, ulusal çıkar çekişmelerinin de karşılıklı bağımlılığa bıraktığını savunanlar vardır. Aynı süreçlere eleştirel yaklaşanlar ise, ulus-üstü örgütlerin kendi içinde varsayıldığı gibi, demokratik ve eşitlikçi olmadığına, karşılıklı bağımlılığın da gerçekte tek yönlü işleyişini sürdürdüğüne dikkat çekmektedir. Bu kapsamda, ülkemize ilişkin stratejik öngörü çalışmalarında, küreselleşmenin ulusal yararımıza ve Cumhuriyet hedeflerimize uygunluğunu, öncelikli ve belirleyici ölçüt olarak almamız gerekmektedir.
Değerli Katılımcılar,
Bilimsel ve örgün bilgi, öngörüyü önyargıdan ayıran temel ölçüttür. Bireylerinin aklını ve bilincini özgürleştiren, kendi ilerlemesine yön verebilen uluslar, çağdaş kalabilme çabasında avantaj sağlarlar. 2023 yılında Cumhuriyet bayrağını teslim alacak kuşak, bugün ulusal eğitim sürecindedir. Bu eğitimin içeriğinin, çağdaşlığın gereklerini yansıtması asıl olmalıdır. Geleceğimizi, özgür düşünebilmeyi öğrenmiş, bilim ve aklı ön planda tutan kuşaklarla güvence altına alabiliriz.
Eğitimin yanında sağlık, sosyal güvence, adalet, güvenlik ve bayındırlık gibi temel kamu hizmetlerinin ülkemizin her yöresine ve her bireyine nitelikli biçimde götürülmesi, bölgeler arasındaki kalkınmışlık farklarının en aza indirgenmesi zorunludur.
Stratejik öngörü çalışmalarında, ülkemizin yirmi yıl içinde dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmesinin beklenebileceği vurgulanmaktadır. Bu hedefe ulaşılabilmesi için gönencin yaygınlaştırılması, özgün teknolojik ilerlemenin hızlandırılması, ayrıca, üretim ve ticaret yapısını çarpıklaştıran küresel rüzgarların, zararlı olabilecek etkilerinden sakınılması gerekmektedir.
Bugün önem verdiğimiz işgücü ve buna dayalı maliyet üstünlüklerimizin yerini, 2020'lerde sağlam ve özgün bir sanayi ve teknoloji altyapısının alması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, uluslararası alanda ekonomi boyutundaki üstünlüklerimizin ve yarıştırıcı niteliklerimizin dönüştürülmesi gereksinimi göz önüne alınmalıdır.
Değerli Katılımcılar,
Ülkemiz, yüzyıllardır uluslararası sistemin etkin bir üyesi olagelmiştir. Bu sistem, ancak geçtiğimiz yüzyılda evrensel düzeyde kurumsallaşabilmiştir. Bölgemizde ve ötesinde uluslararası güvenlik ve istikrara sağladığımız katkı yadsınamayacak boyuttadır. Uluslararası alanda bu katkıya, önümüzdeki on yıllarda, artan bir gereksinim duyulacağı, günümüzün bölgesel ve küresel koşullarından anlaşılmaktadır. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte içine girmiş olduğumuz değişim süreci, bugün hâlâ alacağı yönü ve varacağı hedefi zihinlerde ve stratejik planlamalarda netleştirmiş değildir. Uluslararası güvenlik ve istikrarın boyutları, küreselleşme süreçlerinin etkisiyle genişlemekte, su, enerji, gıda ve ulaşım gibi insanlığın temel gereksinimlerini kapsayacak biçimde nitelik değiştirmektedir. Bu temel gereksinimler, tarihte, güvenlik ve istikrar sorunlarına yol açmış, güçlü devletlerin bu kaynaklara el atması yoluyla karşılanmıştır. Bu siyasaların izleri bugün de tümüyle silinmiş değildir.
Bugün, küresel çaptaki yeni yapılanmaları zorunlu kılan nedenler arasında, ekonomik alandaki rekabetin ağırlığı, bunun temelinde ise, enerjinin varlığı yadsınamaz. Birçok açıdan ülkemizi de yakından ilgilendiren enerji konusu, stratejik öngörü ve tasarımların vazgeçilmez bir ögesi olup, enerji güvenliği ülke güvenliği ile neredeyse eş anlama gelmektedir. Bu çerçevede, ülkemizin doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinde, başta enerji olmak üzere, insanlığın temel gereksinimlerini güvenli biçimde kaynaktan tüketime ulaştırabilecek konumda yer alması, stratejik denklemlerde kayda değer bir boyut oluşturmaktadır.
2020'lerde ülkemiz her iki eksende komşularına ve uluslararası sisteme, bu yeni ve artan önemdeki hizmeti kapsamlı olarak verecek ağları bugünden kurmaktadır. Türkiye'nin, başta çeşitli boru hatları olmak üzere somut tasarılar üzerinde yoğunlaşan bu çabaları, bölgemizde yeni ve stratejik nitelikli işbirliğinin örneklerini oluşturmaktadır.
Dünyanın önemli bir bölgesinde yer almakta olan Türkiye, komşularıyla ve yakın çevresinde bir barış ve işbirliği kuşağı yaratılmasını istemektedir. Bu kapsamda ülkemiz, bölgesinde istikrara katkıda bulunacak her öneriye ilgi duymakta, ortak bölgesel yararı gözeten, saydam bir işbirliği siyasası yürütmekte, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'da süren anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümüne içten ve olumlu katkılarda bulunmaya çalışmaktadır. Bu anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması, kuşkusuz ülkemize ve bölge ülkelerine, bundan sonra halklarının sorunlarını çözmek ve yaşam düzeyini yükseltmek yolunda daha fazla zaman ve kaynak kullanımı için olanaklar yaratacaktır.
Öte yandan, uluslararası istikrar ve güvenliğe katkımızın genişleyen içerik ve niteliği, savunma olanak ve yeteneklerimizin etkinleştirilmesini, caydırıcılığımızın korunmasını zorunlu kılmaktadır. Silahlı Kuvvetlerimizin üst düzeydeki disiplin ve donanımı, Atlantik Bağlaşması çerçevesindeki köklü deneyimimiz, Avrupa, Doğu Akdeniz ve Karadeniz güvenliği yönünden vazgeçilmez konumumuz, ülkemizi uluslararası alanda güvenlik bekleyen değil, güvenlik üreten bir ülke yapmaktadır. Ülkemizin uluslararası alandaki bu niteliğinin 2020'lerde ve ötesinde özenle korunması gerekmektedir.
Değerli Katılımcılar,
Çağdaş her ülkenin olduğu gibi, ülkemizin de tek bir ana hedefi vardır: Daha iyi yaşam koşullarına sahip olarak barış ve esenlik içinde varlığını üçüncü binyıla taşımak. Bu konuda ölçüt, Atatürk'ün dile getirdiği, "çağdaş uygarlık düzeyi"dir. Bu düzeye erişebilmek amacıyla uygulanabilecek yöntemler, ülkelerin kendi iç deneyimlerinden ve bu düzeyi yakalamış ülkelerin gelişim süreçlerinden belirlenebilir. Ulusumuzun demokrasi, özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerler yönündeki istenci, anayasamıza ve siyasal-toplumsal yaşamımıza yansımıştır. Tarihsel birikimi ve varolan nitelikleriyle ülkemiz, 2023'de, yüz yıl önceki kuruluşunda olduğu gibi, çağdaşlık doğrultusunda yürüyen ve bu yolda önemli ve geri dönülmez kazanımlar elde etmiş bir ülke olacaktır. Bu yöndeki ulusal istencin güçlü ve canlı tutulmasında, siyasal, toplumsal ve kültürel açıdan sivil topluma da önemli görevler düşmektedir. Basınımız, aydınlarımız, öğretmen ve öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm ulusumuzun, Cumhuriyetimizi yüzyıllara taşıyacak çağdaş niteliklerini korumak ve güçlendirmek yönünde güçlü bir bilinç ve istençle çalışacağını bilmek en büyük güvencemizdir.
Çalıştay'a ve tüm katılımcılara başarılar diliyorum."
Yazdır Paylaş Yukarı