"Sayın Bakanlar,
Sayın Genel Sekreter,
Değerli Temsilciler,
İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi İSEDAK'ın 22. Toplantısı nedeniyle sizlerle yeniden biraraya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum. Türkiye'ye hoşgeldiniz. Hepinizi içtenlikle selamlıyorum.
Bu yılki İSEDAK Toplantısı, başkanlığını yapacağım son İSEDAK Toplantısıdır. 22 yıldır ülkelerimiz arasında ekonomi ve ticaret ilişkilerimizin geliştirilmesi için önemli bir düzlem olan İSEDAK çalışmalarının da katkısıyla, bu dönemde özellikle ticaretin artırılmasına yönelik çabalar somut sonuçlar vermiş ve yüzde 10 dolayında bulunan İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeler arasındaki ticaret hacmi yüzde 14'ü aşmıştır. İslam ülkeleri arasındaki ticaretin finansmanı için kaynak ayıran ve yoğun çaba gösteren tüm üye ülkelere ve başta İslam Kalkınma Bankası olmak üzere İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği ile tüm ilgili kuruluşlara katkıları nedeniyle teşekkürlerimi yineliyorum.
Bu dönemde İslam Ülkeleri Tercihli Ticaret Sistemi Çerçeve Anlaşması da yürürlüğe girmiş ve ticaret müzakerelerinin ilk turu başarıyla sonuçlanmıştır. Birinci tur sonunda İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeler arasında tercihli ticarette somut bir adım olan ve belirli tarife indirimleri öngören Tercihli Tarife Protokolü imzaya açılmıştır. Protokolü şu ana kadar 7 ülke imzalamış, bunlardan 1'i de onaylamıştır. Bu önemli Anlaşmanın bir an önce yürürlüğe girebilmesi ve tercihli ticaret sisteminin kurulabilmesi için tüm ilgili üye ülkeleri Protokolü imzalamaya ve onaylamaya davet ediyorum. Bu bağlamda, Ticaret Müzakere Komitesi üyesi ülkelerden bakanların katılımıyla yarın başlayacak olan ticaret müzakereleri ikinci turu da önemli bir adım olacaktır.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
2005 yılında yüzde 4.9 oranında büyüyen dünya ekonomisinin 2006 yılında yüzde 5.1 oranında bir büyüme sağlayabileceği tahmin edilmektedir. 2005 yılında yüzde 7.4 artan dünya ticaretinde de 2006 yılında yüzde 8.9'luk bir artış beklenmektedir.
İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeler dünya ekonomisindeki genişlemeden önemli ölçüde yararlanmışlardır. İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelerin dünya ekonomisi içindeki payı 2001'de yüzde 4.6 iken, 2004 yılında yüzde 5'i aşmıştır. Bu artışın önümüzdeki dönemde de süreceği tahmin edilmektedir.
Bu olumlu gelişmelere karşın, dış borç sarmalı, uluslararası gerginlikler, güvenlik sorunları, ani mali krizler ve gelişmiş ülkelerin dünya ticaretinde haksız rekabete yol açan uygulamaları, ülkelerimizin de dahil olduğu gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin ekonomi alanındaki çabalarına engel oluşturmaktadır.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
İSEDAK'ın bu toplantısında, ülkelerimiz arasında ekonomi ve ticaret işbirliğine katkıda bulunacak İslam Konferansı Örgütü ekonomik işbirliği on yıllık eylem programı, tercihli ticaret sistemi, fakirliğin giderilmesi için kapasite geliştirilmesi, ticaretin artırılmasına yönelik önlemler ve Dünya Ticaret Örgütü'ne ilişkin gelişmeler görüşülecektir.
Serbest ticaret düzenlemeleriyle ekonomik kalkınma ve gönenç arasında doğrudan bir bağlantı olduğu kabul edilmektedir. Dünya ticaretinin serbestleştirilmesinde önemli bir yeri olan Dünya Ticaret Örgütü'nün üye sayısı 150'ye ulaşmıştır. 57 İslam Konferansı Örgütü üyesinden 39'u Dünya Ticaret Örgütü üyesidir; 12 İslam Konferansı Örgütü üyesi de üyelik sürecindedir.
Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının geçim aracı olmayı sürdüren tarım, Dünya Ticaret Örgütü'nün ikili ve çok taraflı görüşmelerinde önemini korumaktadır. Bu bağlamda, yalnızca ABD ve Avrupa Birliği'nin üreticilerine yılda 380 milyar dolar dolayında tarımsal destek sağlamaları, Dünya Ticaret Örgütü çalışmalarında sıklıkla ele alınan ve zaman zaman tıkanmalara neden olan konuların başında gelmektedir. Bu durum, dünya piyasalarında haksız rekabete yolaçmakta, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerdeki tarım üreticilerinin zarar görmelerine ve aşırı üretim nedeniyle doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır.
İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelerin de katkılarıyla bu ve benzeri sorunlarda tüm tarafların uzlaşabileceği yöntemlerin bulunabileceğini umuyoruz.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
Bu toplantımızda "yatırımların ve ticaretin kolaylaştırılması için kapasite geliştirilmesi" konusunda Bakanlar düzeyinde görüş alışverişi gerçekleştirilecektir. Dünya üzerinde sınır-aşan toplam sermaye akışının 2004 yılında yaklaşık 6 trilyon dolara ulaştığı tahmin edilmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında da 2000 yılındaki 1 trilyon 400 milyar dolarlık rekordan sonra ciddi düşüşler yaşanmakla birlikte, 2005 yılında dünyadaki toplam doğrudan yabancı sermaye yatırımı yeniden 900 milyar doları aşmıştır. Uluslararası ticaret de artmaya devam etmektedir. Ticaret günümüzde toplam dünya üretiminin yaklaşık yüzde 30'unu oluştururken, bu oranın 2020'de yüzde 50'ye ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Etkin ticaret düzenlemeleri, hem düzenli yatırımları gerektirmekte, hem de yatırımlar için önemli bir kaynak birikimine imkan sağlamaktadır. Birbiriyle doğrudan bağlantılı olan ticaret ve yatırımların kolaylaştırılması konusunda yapılacak görüş alışverişi, ülkelerimizdeki tasarrufların etkin yatırımlara dönüştürülmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ülkelerimize daha çok doğrudan yabancı sermaye akışının sağlanması için kapasite oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.
Yabancı sermaye için önemli bir çekim merkezi haline gelen Türkiye, tüm İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelerle bu konudaki tecrübe ve birikimlerini paylaşmaya hazırdır.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
İSEDAK bünyesindeki faaliyetlerle bölgesel işbirliğinin altyapısının ve çerçevesinin kamusal düzeyde oluşturularak, özel sektöre rahat bir çalışma ortamı sağlanması ve gündemdeki tasarıların kısa sürede uygulamaya konulması öncelikli amacımızdır. İSEDAK'ın etkinliğinin artırılması ve üye ülkeler arasındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi için tüm üye ülkelerin ve İslam Konferansı Örgütü kuruluşlarının ortak çaba ve katkıları büyük önem taşımaktadır.
Üyeleri arasında ciddi gelişmişlik farkları bulunan İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelerin nüfusunun yüzde 30'a yakını en az gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. Özellikle bu ülkelerde, altyapının iyileştirilmesinden fakirliğin giderilmesine, sanayiden tarıma kadar birçok alanda teknik yardıma gereksinim bulunmaktadır. Bu bağlamda, Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı son yıllarda özellikle İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelere yönelik teknik yardımlarını önemli ölçüde artırmıştır. İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeleri diğer üye ülkelere teknik yardımlarını artırmaya davet ediyorum.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım görüşmeleri sürmektedir. Tarama süreci başarıyla tamamlanmış ve kimi başlıklarda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye'nin İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelerle olan derin manevi, tarihsel ve kültürel bağları Avrupa Birliği ile bütünleşme çabalarımıza da önemli bir boyut ve zenginlik katmaktadır. Diğer yandan, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin İslam ülkeleriyle olan ilişkilerimize de önemli açılımlar getireceğini umuyoruz.
Türkiye, etkin bir bölgesel işbirliğinin uluslararası barış, istikrar ve gönencin anahtarı olduğuna inanmaktadır. İslam ülkeleriyle ilişkilerine her zaman büyük önem veren Türkiye, İslam Konferansı Örgütü'nü ve İSEDAK'ın çalışmalarını bundan sonra da desteklemeyi sürdürecektir.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
İslam Konferansı Örgütü'nü ilgilendiren kimi siyasal konulara da özetle değinmek istiyorum.
İslam Konferansı Örgütü, 2004 yılından beri Kıbrıs Türk halkına uygulanan her alandaki yalıtım ve kısıtlamalara son verilmesi için güçlü çağrılarda bulunmaktadır. Son olarak bu yılın Haziran ayında Bakü'de gerçekleştirilen Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda İslam Konferansı Örgütü'nün bu konudaki kararlı tutumu bir kez daha ortaya konmuştur.
İslam Konferansı Örgütü'nün uluslararası toplum önünde inandırıcılığının ve saygınlığının daha da güçlendirilmesi bakımından, üye devletlerin bu kararları uygulama yönünde somut adımlar atmalarını bekliyoruz. Bugüne kadar bu doğrultuda kimi adımlar atan üye ülkelere teşekkür ediyoruz.
Barış ve uzlaşma yönündeki iradesini 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda ortaya koyan ve bu olumlu yaklaşımı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan'ın 28 Mayıs 2004 tarihli raporunda kayda geçirilen Kıbrıs Türk halkının haksız yere cezalandırılmasına son verilmelidir. Kıbrıs Türklerinin dünyayla bütünleşmeleri engellenmemeli, uluslararası haklılığı tartışma götürmeyen eşitlik mücadeleleri desteklenmelidir. Doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, spor temasları başta olmak üzere her alanda ilişkiler geliştirilmelidir.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
Ortadoğu'daki dengeler açısından önem taşıyan komşumuz Irak'taki güvenlik durumunun iyiye gitmediğini ve bu ülkede mezhebe dayalı şiddet eylemlerinin arttığını kaygıyla izlemekteyiz.
Toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini koruyan, kendi halkı ve komşularıyla barışık, demokratik, şeffaf ve iyi yönetilen bir Irak'ın en kısa zamanda kurulmasını diliyoruz. Bu nedenle, Irak'ta demokrasinin kurumsallaşmasını teminen bu ülkedeki tüm etnik ve dini gruplara yardım etmeyi sürdürmekteyiz.
İslam Konferansı Örgütü de Irak'ta ve bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın sağlanması ve korunması için destek vermeyi sürdürmektedir. Bu bağlamda, komşumuz Irak'ın istikrara kavuşmasının önündeki en önemli engellerden birisi olan mezheplerarası şiddet olaylarının önlenmesi amacıyla, İslam Konferansı Örgütü'nün girişimiyle 19-20 Ekim 2006 tarihlerinde Mekke'de Iraklı Sünni ve Şii dini liderlerin biraraya gelerek şiddete son verilmesi çağrısında bulunan bir bildiri yayınlamalarını olumlu bir gelişme olarak not ettik. Bu toplantının ve toplantı sonrasında yapılan toplumsal barış çağrısının Irak'taki gruplar arasında da karşılık bularak, ülkedeki şiddet olaylarının önünün alınmasına katkı sağlayacağını ümit ediyoruz.
Irak'ta bizi endişelendiren bir diğer konu ise, Kerkük'ün gelecekteki statüsüdür. Anayasada öngörülen hükümler uyarınca Kerkük'ün statüsünü belirlemek amacıyla 2007 yılı sonunda yapılması öngörülen referandumun Kerkük'e yapılan nüfus kaydırmaları nedeniyle tartışmalı olacağını ve sorunu daha da zorlaştıracağını düşünüyoruz. Kerkük'ün statüsünün, zorlama bir referandum yerine, tüm Iraklı grupların üzerinde uzlaşı sağlayacağı ve tarih baskısı altında olmayan bir formülle belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda Birleşmiş Milletlerin daha etkin bir rol üstlenebileceğini değerlendiriyoruz.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
Ortadoğu Barış Sürecinin canlandırılması yolunda umutla girilen 2006 yılı içinde beklentilerin aksine olumsuz gelişmeler yaşanmıştır. 25 Ocak 2006 tarihinde yapılan Filistin Yasama Konseyi seçimleri sonuçları ve bunu izleyen gelişmeler ışığında Filistin Ulusal Yönetiminin iş yapma yetkileri sınırlanmış, Filistin halkının sıkıntıları artmış ve barış sürecine belirsizlik hakim olmuştur. Yaz aylarında Gazze'de başlayan şiddetin yeniden tırmanması ve Lübnan'a sıçrayarak geniş çaplı bir savaşa dönüşmesi engellenememiştir. Lübnan savaşı büyük çapta can kaybına ve yıkıma neden olmuş, halkın dörtte birinin yerlerinden olmasına yol açmıştır.
Bölge ve İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeleri başta olmak üzere, uluslararası toplumun yoğun çabaları sonucunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde oybirliğiyle kabul edilen 1701 sayılı kararla çatışmaların durdurulması sağlanmıştır.
Bu noktada, Lübnan Sanayi Bakanı Piyer Cemayel'in hain bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiş olmasından duyduğum üzüntüyü dile getirmek isterim.
Lübnan'da istikrar ve huzuru hedef alan bu saldırıyı kınıyor, Piyer Cemayel'e Tanrı'dan rahmet, yakınlarına ve Lübnan halkına başsağlığı diliyorum.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
İçinde bulunduğumuz yıl yaşanan bu gelişmeler Ortadoğu'daki sorunların birbiriyle bağlantılı olduğunu ve hepsinin merkezinde Filistin sorununun yer aldığını bir kez daha göstermiştir. Aynı zamanda, çözüm bulunamamış siyasi sorunların askeri yöntemlerle çözümlenmesinin mümkün olmadığı, tek taraflı girişimlerin kalıcı güvenlik ve istikrara katkıda bulunmayacağı ortaya çıkmıştır.
Bölgede var olan koşulların elverişsizliğine karşın, ilgili taraflarca diyalog ve uzlaşıyı ön plana çıkaran yapıcı bir yaklaşım benimsenmesi özendirilmelidir. Bu bağlamda, Ortadoğu Barış Sürecinin tüm kanallarda canlandırılmasını ve bölgesel sorunların kökenlerinde yatan nedenlere eğilinmesini sağlayacak kapsamlı bir girişimin başlatılmasına gereksinim bulunmaktadır.
İsrail-Filistin uyuşmazlığının ilgili BM kararları ve Yol Haritası temelinde, İsrail ve Filistin'in güvenli ve tanınmış sınırlarda yan yana yaşama ilkesine bağlı olarak çözümlenmesini destekleyen Türkiye, bu yöndeki yapıcı katkılarını sürdürecektir.
Sayın Bakanlar,
Değerli Temsilciler,
Sözlerime son verirken, 22'nci İSEDAK Toplantısında yapacağınız çalışmaların ve alacağınız kararların ülkelerimizin ortak gönenç ve barış arayışları doğrultusunda yararlar sağlayacağını umuyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum."