Türk Eğitim Vakfı'nın (TEV) 40. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Toplantıda Yaptıkları Konuşma

20.02.2007
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült
Bağışlar Sayın Konuklar,
Türk Eğitim Vakfı'nın kuruluş yıldönümünde böylesine seçkin bir toplulukla biraraya gelmekten mutluluk duyuyorum.
Eğitime yaptığı değerli katkılarla adını duyuran Türk Eğitim Vakfı'nın 40. kuruluş yıldönümünü içtenlikle kutluyor, Vakfın sorumluluk bilinciyle yürüttüğü başarılı çalışmaların artarak süreceğine inanıyoruz.
Değerli Konuklar,
Bir ülkenin gerçek zenginliği insan kaynağıdır. Yüzyılımızda dünya, insanı temel alan bilgi ekonomisine geçiş sürecine girmiştir. Bunun ayırdına varan ülkeler kalkınma ivmesini hızlandırabilmektedir.
Eğitim, insan kaynağının ülkeye ve insanlığa yararlı duruma getirilmesinde baş etmendir. Eğitim düzeninin insanımızın yeteneklerini geliştirecek biçimde sistemleştirilmesi temel amaç olmalıdır.
Çağdaş ve evrensel ilkeleri benimsemiş ülkeler, saptadıkları hedeflere ulaşabilmek ve dünyada daha çok söz sahibi olabilmek amacıyla, eğitimin kalitesini yükseltmek ve yaygınlaştırmak için çaba göstermektedirler.
Eğitim, geleceğin güvencesidir. İyi eğitim almış bireyler, yaşamın her alanında karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelebilecek, toplumlarını aydınlık yarınlara taşıyabilecek birer yurttaş olarak yetişirler.
Eğitimi yaşam boyu süren etkinliğe dönüştürerek, araştırma ve sorgulama yetenekleriyle bilgi üretimine katkıda bulunan bireylerden oluşan toplumlar, güçlenerek, kalkınma sorunlarını aşmakta, uygarlığın gelişimine katkıda bulunmaktadır.
Yaşadığı topluma bilgi birikimi ve deneyimleriyle yön verebilme gücüne ve çağdaş yaşamın gereksinim ve beklentilerini karşılayacak donanıma sahip sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi ancak, çağdaş eğitim ve öğretim programlarının uygulanmasıyla olanaklıdır.
Bireylerin farklılaşan yaşam koşullarını ve dünyadaki değişimleri dikkate alan çağdaş eğitim, toplumsal gelişimin itici gücünü oluşturmaktadır. Çağdaş eğitim, sorgulama yeteneği kazandırmayı ilke edinen, öğrenmenin öğretilmesini amaçlayan, akıldışılıktan ve bağnazlıktan uzak bir anlayışı gerektirmektedir.
Geleceğin yetişkinleri olarak topluma yön verecek kuşaklar, öğretmenlerinin yol göstericiliğinde öğrenmeye, kendilerini geliştirmeye, bilim ve teknolojideki yenilikleri izlemeye yönlendirilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşmak için eğitim hizmetlerinin kalitesini artırmaya ve yurdun her köşesine ulaştırmaya yönelik çalışmalar sürmektedir.
Yüce Atatürk'ün, ilke ve devrimleriyle aydınlattığı yolda ilerlemek, gösterdiği hedeflere ulaşabilmek için, eğitim temel araçtır.
Atatürk, "Çocuklarımızı artık, düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır." sözleriyle eğitim sistemimizin ulaşması gereken düzeyi göstermiştir.
Eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri ile anayasal esaslar doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim ölçütlerini temel alan yapısı korunmalı, Öğretim Birliği ilkesine bağlı kalınarak, devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasına önem verilmelidir.
Eğitim ve öğretimin temel işlevi, toplumu çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmek olmalıdır. Bu amaca, Cumhuriyet'in temel değerlerini özümsemiş, ülkesine karşı sorumluluklarının bilincinde, çağdaş bilim ve teknolojiyle donanımlı, bilgi toplumuna uyum ve katkı sağlayabilecek yurttaşlar yetiştirmekle ulaşılacaktır.
Bu yöndeki atılımlar, Türkiye'nin, kendi özgün teknolojisini üreten ve bu alanda adından söz ettiren, rekabet gücünü artıran bir ülke durumuna gelebilmesinin yolunu da açacaktır.
Temel eğitim ve öğretim, kız ve erkek tüm çocuklar için anayasal bir haktır. Devlet bu hakkın kullanılmasına olanak sağlayacak eğitim ortamını hazırlamakla yükümlüdür. Okullaşmanın tamamlanmaması, aile engeli gibi nedenlerle kimi çocuklarımızın zorunlu eğitimden yoksun bırakılması sorununa çözüm bulunması temel öncelik olarak algılanmalıdır.
Bununla birlikte, fiziksel altyapı yeterli düzeye getirilerek, zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmalıdır. Eğitimde niteliğin yükseltilmesi ve gelişimin sürdürülmesi bunun gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Korunmaya gereksinim duyanların yanı sıra, yetenekli ancak parasal olanakları bulunmayan çocuklara ve gençlere sahip çıkılarak, uygun bir eğitim ve sosyal yardım programı ile toplum içinde yerlerini almaları sağlanmalıdır.
Gelecek kuşakların, belleklerini kalıp ve dogmalara dayalı bilgilerle doldurmak yerine, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, ilgi, beceri ve yaratıcılıkları dikkate alınarak yetiştirilmelerine önem ve öncelik verilmelidir.
Bugünün öğrencilerini, sorumluluk ve işbirliğinin önemine inanan, Türkçe'yi etkin ve doğru kullanan, kendini anlatabilen, kararlarını uygulayabilen, bağımsızlık ve özgürlüğü kişiliğinin değişmez ilkesi benimsemiş, ülkesine, toplumuna, kendisine güvenen bireyler olarak görebilmek içtenlikli dileğimizdir.
Yüce Atatürk'ün ilke ve devrimlerine bağlı, Cumhuriyet'in çok yönlü kazanımlarının, hak ve sorumluluklarının bilincinde olan, üretken, çağdaş becerilerle donatılmış, demokrasiden ödün vermeyen, sağlam değer yargılarını özümseyen bireyler, toplumsal gelişmenin öncüsü olacaktır.
Atatürk'ün öngördüğü çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı amaç edinen ülkemizde, eğitim alanında kimi eksiklerimiz olduğu bilinen bir gerçektir.
Okuma-yazma bilmeyen yurttaşlarımızın sayısının azaltılması ve genç kuşakların dünyadaki rekabet ortamında kendilerini kanıtlayabilmeleri için, eğitim alanında altyapı eksikliklerinin giderilmesi, okul ve derslik sayısının artırılması, okullarımızda teknolojideki gelişmelere uygun donanımın sağlanması zorunludur.
Bu amaçla gösterilen çabalara destek verilmesi bir yurttaşlık görevidir. Unutulmamalıdır ki, çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik girişimler, ülke geleceğine yapılan yatırımdır.
Devlet'in bu yöndeki girişimlerinin yanı sıra, tüm yurttaşlarımızın, sivil toplum kuruluşlarının eğitim konusundaki duyarlılığı, desteği ve işbirliği kuşkusuz büyük önem taşımaktadır.
40 yıldır, eğitimin ülkenin aydınlık geleceğe ulaşabilmesi yönünden taşıdığı önemin bilinciyle çalışmalarını sürdüren Türk Eğitim Vakfı, başlattığı ya da öncülük ettiği girişimleriyle örnek hizmetler gerçekleştirmektedir.
Vehbi Koç tarafından 1967 yılında kurulan Türk Eğitim Vakfı'nın, parasal desteğe gereksinimi olan başarılı öğrencilere burs vermek, okul, öğrenci yurdu ve merkezleri açmak, eğitim ve öğretim alanında araştırmalar yaptırmak, sanayi - üniversite eğitim işbirliğini özendirip desteklemek ve ulusal eğitime katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü çalışmaları önemsiyor ve destekliyoruz.
Türk Eğitim Vakfı, hayırsever yurttaşlarımızın bağışları ile yaşayan bir sivil toplum örgütüdür.
Bağışlar, çelenk ve mutlu gün çiçekleri, şahıs ve kurumların burs ödentileri ile ayakta kalan ve çok sayıda kişiye ulaşan Türk Eğitim Vakfı, Ulusumuzun yardımlaşma ve dayanışma gücünü, eğitim gibi yüce bir amaç için harekete geçirebilmeyi başarabilmiş örnek bir kuruluşumuzdur.
Türk Eğitim Vakfı, geçen 40 yılda sevindirici başarılara imza atmıştır. Çocuklarımıza ve gençlerimize iyi bir gelecek kuran Türk Eğitim Vakfı'nın hizmetlerinin değeri hiçbir şeyle ölçülemez.
Vakfın, yalnızca sağladığı bursların sayısal büyüklüğü, yapılan hizmetlerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaya yetmektedir.
Türk Eğitim Vakfı'nın bugünlere ulaşmasında emeği geçenleri gönülden kutluyor, ulusal eğitime yaptığı katkılar nedeniyle bu seçkin kuruluşumuzu yürekten alkışlıyoruz.
Burada yeri gelmişken, Türk Eğitim Vakfı'nın kurucusu Sayın Vehbi Koç'u da saygı ve rahmetle anmak istiyorum.
Eğitim konusundaki duyarlılığını yakından bildiğimiz Sayın Vehbi Koç'un, çeşitli alanlarda ülkemize yaptığı hizmetler her zaman takdirle anımsanmaktadır. Bugün 40. kuruluş yıldönümünü kutladığımız Türk Eğitim Vakfı, Sayın Vehbi Koç'un ileri görüşlülüğünün bir yansımasıdır.
1967 yılından bu yana Türk Eğitim Vakfı'na emeği geçen diğer tüm yöneticileri ve gönüllüleri de kutluyorum.
Ülkenin geleceğine katkıda bulunmak isteyen duyarlı yurttaşlarımızın, Türk Eğitim Vakfı'na desteklerini sürdüreceklerine inanıyorum.
Sözlerime son verirken, tüm yurttaşlarımızı, kurum ve kuruluşlarımızı, sivil toplum örgütlerimizi, olanakları ölçüsünde eğitime katkı sağlamaya, eğitim kampanyalarına ve eğitim alanındaki her türlü toplumsal ve bireysel girişime destek vermeye çağırıyorum.
Türk Eğitim Vakfı'nın 40. kuruluş yıldönümünü bir kez daha kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Yazdır Paylaş Yukarı