Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER'in, "Doğu Batı ile Buluşuyor: Enerji Güvenliğinde Yeni Hudutlar" Konferansı'nda yaptıkları konuşma aşağıda sunulmaktadır:
"Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev,
Cumhurbaşkanı Sayın Saakaşvili,
Cumhurbaşkanı Sayın Yuşçenko,
Sayın Bakanlar,
Değerli Katılımcılar,
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ve Cambridge Enerji Araştırma Kuruluşu tarafından bu yıl onuncusu düzenlenen Enerji Konferansı'nın kapsam ve katılım yönünden küresel boyutlar kazandığını mutlulukla gözlemliyoruz. Konuk Cumhurbaşkanlarının ve çok sayıda seçkin davetlinin Enerji Konferansı'na göstermiş oldukları ilgi bunun bir göstergesidir. Enerji, bu yıl Türkiye'nin dönem başkanlığını üstlendiği ve dün İstanbul'da düzenlenen doruk toplantısıyla 15. kuruluş yıldönümünü kutladığımız Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün önemli etkinlik alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede bu yılki Enerji Konferansı da ayrı bir önem kazanmaktadır.
Küreselleşme sürecinin hızlanması ve dünya enerji tüketiminin artmasıyla enerji alanında işbirliği ve karşılıklı bağımlılık daha da gelişmiş ve kurumsallaşmıştır. Bu yapısal işbirliği, rekabeti dengelemiş, enerjiyi, ulusları birbirine yakınlaştıran bir işbirliği alanı haline getirmiştir. Günümüzde karşılaştığımız enerji sorunları, üstesinden ancak uluslararası işbirliği ile gelebileceğimiz boyutlara ulaşmıştır.
Küresel enerji tüketimi ve istemi giderek yükselmektedir. Buna karşılık dünyada kanıtlanmış petrol ve doğal gaz kaynakları azalmakta, az sayıda üretici ülkede yoğunlaşmaktadır. Artık varlığına karşı çıkılmayan ve olumsuz sonuçlara neden olacağı anlaşılan küresel ısınma, dünyanın enerji geleceğinde gözönünde tutulması zorunlu bir önemli olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için, bir yandan küresel enerji güvenliğini artırırken, öte yandan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanan temiz enerji teknolojilerini yaygınlaştırmak durumundayız.
Değerli Katılımcılar,
Çağdaş ekonomik ve toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi, kesintisiz enerji sunumuna bağlıdır. Bölgemizde ve dünyada enerji kaynaklarının dünya pazarlarına güvenli akışını tehdit eden jeopolitik riskler bulunmaktadır. Küresel ekonomide sarsıntılara yol açabilecek istikrarsızlık ve karşıtlıklara barışçıl çözümler üretilmesi konusunda tüm taraflara sorumluluk düşmektedir.
Öte yandan, enerji üreticisi ülkelerin üretim ve iletim altyapısında gereksinim duyulan yaşamsal yatırımların, yükselen küresel istemi karşılayacak biçimde zamanlıca yapılamaması, küresel enerji güvenliğini etkileyebilecek bir başka tehlikedir. Gereksinim duyulan yatırımların önündeki engellerin incelenmesi ve kaynak ülkelerle birlikte aşılmasına çalışılması, küresel düzeyde ele alınması gereken konular arasındadır.
Değerli Katılımcılar,
Enerji kaynaklarının ve iletim yollarının çeşitlendirilmesi enerji güvenliğinin olmazsa olmaz koşullarıdır. Çeşitlendirme, jeopolitik ve teknik risklerin en aza indirgenmesinin ön koşuludur. Öte yandan, ülkeler ve bölgeler arasında akışın sağlanması, enerji pazarlarının verimli çalışabilmesi açısından önem taşımaktadır.
Türkiye, bu konularda etkin çaba göstermektedir. Geçen yıl 13 Temmuz'da Cumhurbaşkanları Sayın Aliyev ve Sayın Saakaşvili'yle birlikte Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattını hizmete açtık. Bu tasarı, kaynak ve yol çeşitlendirme çabalarına en başarılı örneklerden biridir. Uluslararası işbirliği ve dayanışma sonucunda gerçekleştirilen bu tasarı, enerji güvenliğini artırmanın yanısıra, bölgemizde barış, istikrar ve gönence de olumlu katkılarda bulunmaktadır.
Doğal gaz alanında da yapımı tamamlanmak üzere bulunan Bakü-Tiflis-Erzurum Boru Hattı, yakında çalışır duruma gelecektir. Anılan boru hattından Türkiye'ye taşınacak doğal gazın bir bölümünün, yapımı süren Türkiye-Yunanistan bağlantısına ve yakın gelecekte yapımına başlanacak olan Yunanistan-İtalya hattına verilmesi öngörülmektedir.
Azerbaycan ve başka kaynak ülkelerden Türkiye'ye ulaştırılacak doğal gazı Avrupa'ya taşıyacak NABUKKO tasarısının ise yakın gelecekte yaşama geçirileceğine inanıyoruz. Anılan tasarı, Avrupa'nın doğal gaz sunum güvenliğine önemli katkılarda bulunacaktır.
Kazakistan ve Türkmenistan'ın, Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı üzerinden, bu tasarılara kaynak ülke olarak katılmalarını diliyoruz. Türkiye, yakın tarihsel ve kültürel bağları bulunan bu ülkelerle her alanda işbirliğini geliştirmeye hazırdır. Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı, bölgenin dışsatım yollarını çeşitlendirerek, anılan ülkelere önemli ekonomik yararlar sağlayacaktır.
Dünya enerji haritasında büyük önem taşıyan diğer bir ülke de, Irak'dır. Irak'ın zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının dünya pazarlarına ulaştırılmasına öncelik verilmelidir. Ancak bundan önce, Irak'ın doğal varlıklarının, tüm Irak halkının yararına olacak biçimde değerlendirilmesi için gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılmasını diliyoruz.
Mısır doğal gazını Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya ulaştıracak Arap Doğal Gaz Boru Hattının yapımındaki ilerlemeyi de mutlulukla gözlemliyoruz. Enerji güvenliğine olumlu katkı yapacak bu tür tasarıların, bölgesel barış ve istikrarı güçlendireceğine inanıyoruz.
Değerli Katılımcılar,
İstanbul Boğazı'ndan yılda yaklaşık 145 milyon ton tehlikeli madde ve 10 binin üzerinde tanker geçmektedir. Seyrüsefer güvenliğinin artırılması yönünde alınmış olan tüm önlemlere karşın, Türk Boğazları'nda bir tanker kazasıyla karşılaşılması olasılığı bulunmaktadır. İstanbul Boğazı'nda oluşabilecek bir tanker kazası milyonlarca insanın yaşamını, çevreyi ve İstanbul'un binlerce yıllık tarihsel ve kültürel dokusunu tehdit etmekle kalmayacak, dünya petrol sunumunda kesintiye yol açacaktır.
Bu çerçevede, karadan inşa edilecek yan geçiş hatlarıyla, Türk Boğazları'nın petrol taşıma kanalı olarak kullanılmaktan kurtarılmasını istiyoruz. Ancak bu yapılırken, denizlerimizde yeni çevre sorunları yaratılmasından kaçınılması gerekmektedir. Ülkemiz bu anlayışla, Trakya'yı geçen ve Ege'de kirliliğe neden olabilecek tasarılar yerine, doğrudan Akdeniz'e açılan Samsun-Ceyhan yan geçiş hattını gerçekleştirmektedir. Bu tasarının 2009 yılında hizmete girmesi öngörülmektedir.
Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının ardından Samsun-Ceyhan hattının devreye girmesi, Irak-Türkiye petrol boru hattının yeniden işler duruma getirilmesi ve Güney-Kuzey ekseninde diğer tasarıların tamamlanmasıyla birlikte Ceyhan önemli bir enerji merkezine dönüşecektir. Bu çerçevede, petrol rafinerisi ve sıvılaştırılmış doğal gaz alanında Ceyhan'da yapılacak yatırımları destekliyoruz.
Enerji alanında güvenli, sürdürülebilir ve ekonomik bir geleceğe giden yol, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir kaynaklara dayalı temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılmasından geçmektedir. Bu alanda kamu ve özel kesime önemli görevler düşmektedir.
Enerji güvenliği alanında ise üretici, tüketici ve geçiş ülkeleri ile enerji şirketleri arasındaki diyalog önem taşımaktadır. Bu süreçte, tarafların ortak yararının gözetilmesi, önceliklerin karşılıklı olarak gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Enerjiyi bir çekişme değil, işbirliği alanı olarak görmek, uzun erimde tüm tarafların ortak yararına olacaktır.
Bu çerçevede, uluslararası işbirliğini güçlendiren yasal düzenlemeleri yararlı görüyoruz. Enerji Şartı ve benzeri düzenlemelerin, ortak ilke ve kurallardan oluşan kurumsal çerçeveyi pekiştirdiğini mutlulukla gözlemliyoruz.
Saygıdeğer Cumhurbaşkanları,
Değerli Katılımcılar,
Enerji alanındaki ortak sorunların, uluslararası işbirliğini ve dostluğu geliştiren olanaklara dönüştürülmesi ve tüm insanlığın yararına çözümler geliştirilmesi, ortak hedefimizdir. Bu ortak hedef doğrultusundaki araştırmaları ve görüş alışverişini önemsiyoruz.
Bu düşüncelerle, ülkemizde onuncu kez gerçekleştirilen bu konferansı düzenleyen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ve Cambridge Enerji Araştırma Kuruluşu'na teşekkürlerimi yineliyor, Konferans çalışmalarında başarılar diliyorum."